21 Temmuz 2012 Cumartesi

19 Temmuz 2012 Perşembe

Ne İstiyorsun Sen?

Ben; Şu sıralar hiç mutlu değilim. Zaten ne zaman mutlu oldum ki di mi? Her zaman hoşnutsuz, her zaman sıkılmış.

Ne istiyorum acaba hayattan? Ne gerçekleşmediği için huzursuzum?
Özgürlük yüzünden mi? İş kısıtlayabilir şu sıralar özgürlüğümü sadece ve sanırım onun kısıtlaması da yetiyor.
Sabah uyanıp giyinip süsleniyorsun, gidiyorsun, çalışıyorsun geliyorsun..

Ben; Vaktin boşa geçiyor yani Nadi. İstediğin bir iş değil ki, sevmiyorsun, huzurlu hissetmiyorsun kendini; yarattığın, gerçekleştirdiğin bir şey yok; dünyanın hiçbir haltına yaramıyorsun, zincirin bir halkası bile değilsin.. Oysa sen sanat yapmak istiyorsun ne bileyim bir Tiyatro sahnesinde olmak, sergilemek istiyorsun farklı hayatları; uçsuuuuz bucaksız bir yerde boyalarınla, her yeri mahvede mahvede resim çizmek istiyorsun; sen fotoğraf yapmak istiyorsun, sen o vizörle özgürleşmek o vizörle geçimini sağlamak o vizör kadar %99 olmak istiyorsun. Bütün gün oturduğun yerde bikaç rakam toplayıp zorla 10 saat doldurmak istemiyorsun, sen tüm günler senin olsun, tüm ışıklar senin olsun istiyorsun; işten eve gidip saat 20 de müsait olduğunda sadece ay ışığına kalmış olmak istemiyorsun.

Sen özgürlük istiyorsun Nadi. Nasıl dayanıyorsun söylesene bana? Ne için dayanıyorsun? Bu musun sen? Neden çekip gitmiyorsun? Cesaretini mi yitirdin? Sebep? Sen napıyosun Nadi! Söylesene bana.. Ne zaman kendine gelmeyi düşünüyorsun? Seni yaşamaktan bu kadar soğutan şey ne? Seni neşeli olmaktan, üretmekten uzaklaştıran ne? Neyin eksik?

NE İSTİYORSUN SEN?

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Aferin Pikasa (Picasa)

Bu ne burda! Herkes benim fotoğraflarımı mı görüyo deyip sildiğim tüm fotoğraflar blogumdan da silinmiş.

Tebrikler.

17 Temmuz 2012 Salı

Aferin Habipoğlu!

Büyük büyük yıkımlar yaşadığım bu günlerde hayatının bir kısmında mutlaka benimle olacağını düşünenleri çok iyi anladım. Ayıplamıyorum onları, kısıtlanmanın ve hayal ettiğiniz insanın kollarını aça aça yellozun ya da pezevengin birine gidişini seyretmek hiç hoş değilmiş.

Yollarını mutlaka kesişmiş ama birbirinin kıymetini bilememiş ya da birbirine gereken önemi o an verememiş insanlar, geri dönüşleri zorsa ve bir de cesaretleri azsa artık o ukdeyle ömürlerince yaşar. Değerlendiremedikleri fırsat genel olarak bir daha asla ellerine geçmez. Geri dönüş olsa ve insan kararlarını  ileriki yaşında düşünecekleriyle alsa.. ama nafile. İnsanoğlu olarak biraz açgözlü olduğumuz için bizi ondan daha fazla mutlu edecek, huzurlu kılacak, daha fazla ilgilenecek birini ararız; buluruz ve sonsuza kadar birlikte olmak için yemin ederiz oysa ardımızda bıraktığımızla her şey daha zor ve zevkli olacaktır.

Velhasıl öküz Ekrem Abim gitti hem şişko, hem biçimsiz, hem asosyal, hem de benim için yelloz biriyle evlendi; şak diye de koymuş fotoğrafı zakırbörgün sosyal şeysine; kalbime iniyodu ya. Kız da kaldırmış cüzdanı gülüyo, tapusu onda ya artık.. Dikkat et böbeğim orman arazisi olmasın, 2B'yle uğraşma sonra.

Hayır adam eski güreşçi, o omuzları sadece görünce bile içiniz eriyo, saçı sakalı, konuşması, elleri ayakları allahım bebek gibi ya, hele bi de bi duruşu var, çakı gibi yani insanını baktıkça bakası geliyor. Öyle tiksindircek kadar değil fakat vücut bildiğiniz komple kas; açıp bakmadım tabi ama aynı ortamda bulunuyoruz hep, erkekler serinlik için yarıçıplak oturabiliyor tabi ya ordan görüyoruz ya da yüzmeye gidersek birlikle. Kültür zaten tartışılmayacak seviyelerde; yaa bu adam gidip nasıl o alacası içinde fesatla evlenir ya.

Ekrem Abi yani buna mı kaldın, cillop gibi hatunlar var; hayır ben bununla evlencem deseydin önceden ben hakkımdan feragat edip sırf  seni o yellozdan korumak için evlenirdim seninle, bunu mu istiyosun? Ha! Ne istiyosun sen? Sakın getirme onu buraya bak valla kafasını duvara duvara vururum, hele ki bizimle aynı ortama oturtmaya hiç kalkma.. Sen nasıl gidip evlenirsin onla ya? Sinirlerim zıplıyo be düşündükçe. Siz şimdi sevişiyosunuzdur da, aaaaaa... O şişmanın neresiyle sevişiosun söylesene bana? Löp löp yağ, insanın midesi kalkar be.
Seni allah bildiği gibi yapsın Ekrem Abi, o kızla sevgili olduğunda sıçmıştın, şimdi tüyünü dikiyosun. Ayıp be, kaç kişiyi arkandan baktırıyosun bi bilsen.. Bu ahlarla ıh mutlu olursun sen. O kızı terkedip gelceksin geri duydun mu? Ada satın alcam gerekirse, bol bol kızla doldururum içini en azından gözümün önünde olursun. Ağlamak istiyorum, bu nasıl keder ya.

İyi halt yedin Ekrem Abi,
Tebrikler.
N.



Al! düğün armağanı;


13 Temmuz 2012 Cuma

13. Cuma

Müslüman ülkeler hariç genel olarak diğer dinlere mensup insanların bir çoğunun bir inanışı var 13. Cuma Kabusu.

Birçok rivayet var bu konuda Valhalla da bir cuma günü düzenlenen partiye 12 tanrı çağırılmıştır, kötü tanrı Odin davetsiz olarak gelmiş ve grubu 13 kişiye çıkarmıştır. Hod'un Balder'e saldırması için onu kışkırtmış ve Balder'in öldürülmesine neden olmuştur.




İsminizde 13 harf varsa şeytanın laneti bulaşmıştır size; charles manson; karındeşen jack vs vs gibi.


İsa cuma günü çarmıha gerilmiş adem ve havva da yasak meyveyi cuma günü yemişlerdir.


Britanya'da 13. cumaya denk gelen her gün kazalar %52 daha fazla oluyor.


Amerika'da 17 ile 21 milyon kişi 13. cumadan korktuğu için gündelik işlerini yerine getiremiyor.

vs vs vs

Ve

İstanbul'un fethedilişi 1453; 1+4+5+3= 13 :D müslümanların mübarek saydıkları gün de cuma.

Burdan çıkarılacak sonuç şudur, kim korkarsa korsun 13. cumalardan; bizim korkmamızı gerektirecek hiçbir neden yok. Hatta herkes benim gibi gayet de sevmeleri 13. cumaları :)

N.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Güngör Dilmen'e

Ben Anadolu'yu izlediniz mi bilmem. Tam bir baş yapıt. Yıldız Kenter tek başına oynamıştı o oyunu, izleyeniniz izlemiştir. Ben henüz küçüktüm ve o oyuna gidecek kadar para biriktirememiştim, biraz pahalıydı biletler.

Eskişehir'de izledim ben ve oyunun çıkışında resmen dağılmıştım.

Hayatımın şu noktasına kadar seyrettiğim en mükemmel oyun Ben Anadolu'dur. Bir daha da Güngör Dilmen'in hiçbir oyununu izleyemedim. Eminim hepsi birbirinden mükemmellerdir.



Şimdi yokluğunu kabul etmek çok zor. Ama sen rahat nefes al Güngör Abi, en azından İzmir'desin, korkma; hiç kimse hiç bişey yapamaz burda tiyatroya. Sokakta oynanır yine oynanır; biz sokakta seyretmeye de para veririz, zorumuza da gitmez; yeter ki devam etsin tiyatro.

Sevgiyle kal Güngör Abi.
Huzurla kal.
Bizim için dua et ki şu başımızdaki kendini bilmezler bir an önce defolsun.
Ya da cesaretimizi toplayıp biz defedelim onları.
Öperim.
N.

10 Temmuz 2012 Salı

Sabır

Ben bu dünyanın devri devran-ını
İzzeti nefsini sikeyim
Yansın bu ibneler
İtfaiyenin su veren hortumunu sikeyim
Ben Mecnun muyum bir am için çöllere düşeyim
Verirse verir
Vermezse Leylayı da sikeyim

Neyzen
.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Acımasızca geçip giden zamandan gariye kalan sadece yalnızlıklarımızdı.

Doğuyoruz, başımızda birsürü hemşire, doktor sonra eve gidiyoruz geriye kalan ailemiz ve biz.
Okula gidiyoruz, biçok arkadaş ediniyoruz, oynayabileceğimiz ve konuşabileceğimiz, okul bitiyor ve bir tomar insandan geriye birkaç kişi kalıyor.
İşe gidiyoruz, çalışma çevresinden birçok arkadaş ediniyoruz; o işten ayrılıyoruz sonra, iş arkadaşlarınızın hiçbiri yok.

Hayatımız boyunca dönemlik ve duruma göre arkadaşlar ediniyoruz tanıdık demek daha doğru olur onlara. Müzik öğrenmek istiyorsunuz kurstan arkadaşlarınız oluyor, yüzüyorsunuz arkadaş çevreniz bi anda yüzücü oluyor, yürüyüşe çıkıyorsunuz çevreniz yürüyüşçülerle doluyor. Her hareketinizde, hissettiğini her şeyde yaptığınız her davranışta arkadaş çevreniz duygularınıza uyumlu olarak değişiyor.



Fakaat. Öyle bir arkadaş çevreniz ve aileniz vardır ki sevgili insanlar, siz sıçsanız da; etrafınızı ve kendinizi bok etseniz de; kuruş paranız kalmasa ve sosyal statünüzden düşseniz de o arkadaşlar yanınızdan asla ayrılmaz. Tabi arkadaş değillerdir artık, dost kategorisine doğru emin adımlarla yürüyorlardır.

Zaman ne kadar acımasız geçerse geçsin yanınızda olurlar. Üzülseniz de bozulsanız da o lise, üniversite ya da çalışma ortamından edindiğiniz arkadaşlar kalıcı değildir. En sağlam arkadaşlar çocukluğunuzdan gelenlerdir. Sizi uğraştırmaz, verdiğiniz iyi ya da kötü herhangi bir tepkide bocalamaz, nerde ne yapabileceğinizi kestirir, nasıl hissedebileceğinizi daha iyi tahmin edebilir, size sandığınız kadar fazla kırılıp darılmaz çünkü bilir ki onu en fazla anlayabilen, ona huzur ve sadakat verebilen insanların arasındasınız. Ne olursa olsun onun yanındasınız.

Yukarıda saydıklarım nedeniyle çocukluğunuzdan gelen her ne olursa olsun ona yeterli kıymeti verin ki yaşlanırken sırf çocukluğunuza değer vermediniz diye hayat acımasız ve yalnız geçmesin sizlere.

Sevgi ve huzurla kalın.
N.

15 Haziran 2012 Cuma

Ahmet Priştina'ya Mektup


İlk okul, orta okul ve lisede genel olarak okulun bitiş günleriydi 15 Haziran. Ya liseden mezun olduğum gün ya da 2. sınıfın sonunda tüm gün boyunca;

Sorma neden niçin,
Her şey yalnızlıktan,
Bak, bak, bak
Güzel bir gün ölmek için..

deyip durdum. Ve akşam eve geldiğimde öğrendim ki çok sevdiğimiz Ahmet Priştina'mızı kaybetmişiz... Yani seni.. Ağladım, ağladım ve daha fazla ağladım, çünkü tam bir İzmir aşığıydın, Eskişehir Yılmaz Büyükerşen için neyse İzmir de senin için oydu..
İnsan kendini güvende hissederdi sen konuşunca, yaptığın her şeyde ayrı bir özgürlük, sükunet ve refah vardı. Senin İzmir'inde nefes almak, yürümek, gökyüzünü seyretmek, yaşamak o kadar temizdi ki.. Beş kuruş parası olmayan insan bile kendini fakir hissetmezdi çünkü müthiş bir kültür , öz güven aşılardı sen varken İzmir.

Sağlam planların vardı( öyle adalar, 3. köprüler yapmayı vaadetmezdin, toprağa basabildiğin kadar sağlam ve gerçekçiydi planların), inanırdık senin yapabileceklerine ve her daim ardında olurduk, hayal değildi seninle İzmir'in planları, elimizi kolumuzu görebildiğimiz kadar gerçekti; tabi ki önce hayal edilirdi ama uçan ve yapılamayacak hayaller değil.

Özgürdü İzmir seninle. Düşünce yapısı, kılık kıyafeti, tavırları hep rahattı. Hani İzmir'in kızlarının güzel olduğu söylenir ya, o güzellik kendine duyulan güvenden, rahatlık ve özgürlükten geliyor kanımca. Ne kadar özgürsen o kadar güzelsindir.

Ben kendimi bilmeye henüz başlamışken kaybettik seni, daha doğrusu bedenini; yaşasan kim bilir daha neler yapar, nasıl kazınırdın kalbimize; bu kadarı bile yetmişken hatta...

Öldüğünde almıştım, kocamaaan bir posterdi ve altında seni UNUTmayacağız gibi olumsuz bir ifade yazmıyordu, seni ÖZLEYECEĞİZ yazıyordu, o gün bu gündür dolabımda asılı o poster, her dolabı açışımda ki çok sık açarım, seni görüyorum; günaydın diyorum, iyi akşamlar diyorum; öpüyorum bazen tonton yanaklarını..

İlk 15 Haziran'dan itibaren istemsiz olarak her 15 Haziranda aynı şarkıyı söylediğimi farkettim, ve keyifsiz olduğumu.

Ardından İzmir mahvolma yolunda da olsa sen rahat uyu, elbet çaresini bulacağız.
Huzurla kal.
Seni seviyoruz.
N.

11 Haziran 2012 Pazartesi

Ege'de Deprem (?)

Ölüm;
Ne kadar yakındır bize, biz hep onu çok uzaklarda sanırız.
Düşününce oldukça kolay görünüyor, dünya üzerindeki tüm dertlerinizden sıyırıyorsunuz kendinizi; bi gün bi bakmışsınız hopppalaaa; sizi üzen herkes ardınızdan ağlıyor, pişman oluyor hepsi; ne güzel sonunda anladılar...
Diğer tarafından bakıyosunuz olaya, e nolmuş üzüldüler pişman oldularsa; bikaç gün bikaç hafta ya da bikaç yıl sonra unutup yine gülüp eğlenmeye başlayacaklar ve siz yanlarında olamayacaksınız...

Bir korkum var nerdeyse yılın başından beri, deprem.

Sevdiğim herkes ölürse ve ben bir başıma kalırsam ne yaparım? Bu benim için toparlanamayacağım bir yıkım mı olur yoksa bi süre sonra hayatımdaki tüm sevdiklerim yok olduğu için hiç olmadığım kadar hür ve acı içinde mi olurum?

Bir ihtimal daha var o da benim ölüşüm. Şayet ki bir gün deprem nedeniyle ölürsem üzüleceğim şeyler sevdiklerimle bir ömrü yaşamak, onlarla paylaşabileceğim en mükemmel şeyleri paylaşmaktan yoksun olmak olmaz asla, minicik bedenlere yaşayamayacakları için yardım edemediğim, sevdiğim insanların ya da tanımadıklarımın yaşadıkları acılara ortak olmadığım için üzülürüm.

Yalnız öyle bir aşılanmış ki beynime büyük bir depremde her şeyin yerle bir olacağı... Müteahhitlerden, kullanılan malzemelerden, evlerimizi yapan inşaat ustalarından nasıl da emin değiliz...

Huzur içinde, gözlerini sessiz sakin kapatmak da var, acılar içinde haykıra haykıra ölmek arzu ederek kapatmak da var gözlerini hatta kapatamamak...

Huzur ve sükunet içinde yaşamayı dilediğim kadar;
Huzur ve sükunet içinde ölmeyi de diliyorum.
N.

2 Haziran 2012 Cumartesi

22 Mayıs 2012 Salı


20 Mayıs 2012 Pazar

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Bayram tebriği

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

N.

18 Mayıs 2012 Cuma

Karabiberli papatya

Baş ağrısından ölmek... gerçekleşti gerçekleşecek.
Karabiberli papatya tutsa tutsa 1 lira tutsun, Babayla sohbet paha biçilmez.

Seni seviyorum baba ve
Özledim seni anne.

Kıçından Solumak

İki gündür baş ağrısından kafamı kaldıramıyorum ve burun akıntısı ve halsizlik. İncecik incecik giyindim tabi, bi de rahatım..

Burnun tıkanmıştır, ağzınla aldığın nefes yetmez, cinlerin tepene çıkar; ciğerlerine azıcık hava girsin diye her şeyi yapabilirsin; vücudunda nefes girmesini isteyebileceğin deliklere malesef kıçın da dahil :D Anlaşılabileceği gibi son raddesine gelindiğinde her şeyin yapılabileceğini ifade ediyor amaç için, bence tabi :D

Şu an resmen yalvarıyorum kıçımdan bari nefes alabilmeyi çünkü çok sinirliyim.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Mezhepler(?)

Biri Alevilikle, Alevilerle ilgili ters bir şey söyleyince öyle cinleniyorum ki anlatamam. Biçok alevi arkadaşım var, şu mum muhabbetinin asla olmadığını nerdeyse ağlamaklı anlatıyorlar, tamamen alevilerin dışlanması için söylenen KOSKOCA bir yalan olduğunu söylüyorlar, kesinlikle inanıyorum. Allah aşkına böyle bir şey olabilir mi diye diretiyorlar, haklılar bence.

Zaten en başta dinlerin mezheplere ayrılması yanlış değil mi? (Müslüman müslümanı öldürmemeli deniyor, ulan aleviler de müslüman değil mi?) O dine mensup herkes tek bir peygambere, tek bir dine inanıyorsa nedir bu mezhep safsatası? Vay efendim ben sünniymişim, öteki şiiymiş, beriki hariciymiş; hepinizin aynı şeye inanması gerekmez mi arkadaşım? Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir kendini bilmezliktir?

Yine saçmalık ama misal olarak gittin bi hristiyan ülkeye ya da musevi farketmez, sen benim dinimi neden benimsemiyorsun; değiştireceksin dinini deyip savaş açsan (Türkleri katlede katlede müslüman yaptıkları gibi..)(Yahut haçlı ordusunun habire toplanıp müslümanlarla savaşması gibi) en hayvani içgüdülerle kabul ettim diyelim bunu. Gidip kendi dininden birine gel lan buraya sen ne bu alevi olmak, sünni olacaksın diye katletmek nedir? Hasta mısın sen? Adam zaten müslüman lan.

Bu insanlık neden kardeş kardeş yaşayamıyor ya? Bunlara bunca şeyi yaptıran güç ne? Abd mi? Yahudiler mi? Masonlar mı? Para mı?

Ben biliyorum, beyinleri.

Tanrısı para olanlara;
Sıcak Saatler, Sedat; Ceyhuna der ki;
-Senin Tanrın para, Tanrınla arana gireceğim.

Hayvanlar bile yapmıyor biz insanların yaptığını.