Hükumet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hükumet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2014 Çarşamba

Berkinciğim!

Geçen hazirandı bi gece rüyamda Abdullah'ı, Ethem'i ve Mehmet'i gördüm; hayatım boyunca herhangi bir rüyada hiç kimsenin yüzünü bu kadar net gördüğümü hatırlamıyorum.
Uyandım, gözlerimi açamadan dakikalarca ağladım; gözlerimi açarsam gece öyle keskin, acı, hayal kırıklığı ve soru dolu bakışlarını ruhumun en derinine saplayarak gözlerime bakan Abdullah'ı, Ethem'i ve Mehmet'i göreceğim diye o kadar korktum ki.. Çünkü onlara ne söyleyeceğimi bilmiyordum.

Şimdi! Berkinciğim, sen de bana o bakışları yöneltirsen; sana ne söyleyeceğimi bilemediğim için nasıl korkuyorum biliyor musun uyumaya..
Kelimelerim, kalbim ve ruhum o kadar yetersiz ki..

N.

20 Aralık 2013 Cuma

Cemaat & Akp / Action

Naptılar, nasıl oldu bilmiyorum ama iki taraf birbirine öyle bir girdi ki..

Lan ülke bizim, ülke halkın ve tüm halk ağzını açmış bu taht kavgasını seyrediyor. Bu türk milletinin aklı başına gelmicek.

Benim gözüm doldu.

N.

1 Ekim 2013 Salı

Andımız'ı da kaldırdılar..

İçip içip, sarhoş olup, hıçkıra hıçkıra ağlamak istediğiniz oluyor mu? Şuan tam da bunu yapmak istiyorum.

Ama orospu çocuğu hükumet içki satışını yasakladı 9 eylülde (bize inat sanki), hepimiz sustuk. Bugün Andımızı kaldırdı, hepimiz yine susuyoruz.

12 Temmuz 2013 Cuma

Gezi Parkı Direnişinde Hükümet ve Polis tarafından katledilen kardeşlerime Mektup!





Sevgili Ali İsmail Korkmaz! Mehmet Ayvalıtaş! Abdullah Cömert! Ethem Sarısülük!

Bir gün birinin paylaştığı bir gönderi gözüme çarptı; "Okan Bayülgen bu gece bilmemnerdeki ağaçların kesilmemesi için orda kitap okuyacak, herkesi bekleriz" gibi. Umursamadım.

Sabah uyandığımda öğrendim ki orda kitap okuyup bikaç tane ağacın kesilmemesi için uğraşan yurttaşlarıma, polis(!) sabahın 5inde biber gazıyla; tomalarla (31 mayıs 2013e kadar tomanın ne olduğunu ne işe yaradığını bilmiyordum hatta daha önce adını bile duymamıştım) saldırmış. Ben noluyor bişey yapalım diyene kadar polisin bu berbat tutumunu kınamak ve oradaki arkadaşlara yanlarına olduğumuzu hissettirmek için gençlerimiz zaten bir toplanma saati belirlemişler, yer de alsancak.

Bakınız! (tvler zaten yayınlamıyor) Polis saldırmasa, ufak bir kısım haricinde kimse bilmeyecekti Gezi Parkı Direnişi'ni.

Hepinizin katili bu devlet ve bu devletin polisleridir. Evet tüm polisleri. Eğer gerçekten halkın yanında olsalardı mutlaka bu katliamı durdururlardı. Herkes fellik fellik terörist arıyor. Aramasınlar Ali! terörstlerin, katillerin hepsi polis karakollarında görev(!)deler. Seni katlettiler Ali. Ve bu devlet senin katillerini koruyor. Abdullah s eninkileri de. Mehmet seninkileri de. Ethem! senin katilinin ismini dahi biliyoruz. Durduramıyorum gözyaşlarımı.. Hepinizin yerine keşke ben katledilseydim.

O kadar çok şey yazmak istiyorum ki! Yapamıyorum. Yazamıyorum.

Özür dilerim. Size hitap ederken bile başımı kaldırıp yüzünüze bakamıyorum.
Utanıyorum.
Affedin.
N.






11 Haziran 2013 Salı

Diren Türkiye!

Biliyorsun Mayıs 29'dan beri ülkemizin hemen her yerinde Gezi Parkı Direnişi gerçekleştiriyoruz. Vazgeçmemiz için ellerinden geleni yaptılar, hala yapıyorlar. İnanıyorum ki bu işin sonunda kazanan taraf biz olacağız, o bağnaz; diktatör rejim ve yandaşları olmayacak hele ki tayyip hiç olmayacak.

Çok sevdiğim bir söz vardır "Zulm et ki tez yıkılasın." Neyse..

Günleri, saatleri hesaplayamıyorum artık. Geçen gün ayın 7'sindeyiz dedi biri, saçmaladığını düşündüm. Haklıydı.

Ya gündoğdudayım, ya sosyal medya başında; nefes dahi almaya korkuyorum, en azından biri mutlaka elimin altında olsun diye. Hayatım ve birçoğumuzun hayatı bu şekilde sürüyor son 15 gündür.

-Daha fazla bir şeyler yapamadığım için kendimi ölesiye suçlu hissediyorum.
-Polis gelince ortadan kaybolan, polis gidince ortalığa çıkan örgüt ya da parti bayraklı insanlar sinirlerimi zıplatıyor.
-Polisleri zaten sevmezdim, şimdi ise onlardan nefret ediyorum.(Taraflı bakıyorsun diyeceksin, hayır! Onların da gözleri, kulakları ve beyinleri var, bu adamın derdinin ne olduğunu biliyorlar ona rağmen Kendi Halkına işkence ediyorlar.)

Her şey güzel olacak.
Yorulacağız,
Uykusuz kalacağız,
Duş alamayacağız,
Dişlerimizi fırçalayamayacağız,
Sevişemeyeceğiz,
Yaralanacağız,
Öleceğiz.

Ama pes etmeyeceğiz ve her şeyi zorla güzel yapacağız.

Diren.
Seni seviyorum.
N.


2 Haziran 2013 Pazar

Taksim - Gezi Parkı Direnişi




Birçok yerde okuduğunuz, duyduğunuz üzere olay artık kesinlikle 5 tane 500 tane ağacın kesilmesi değil.
Bu, neredeyse on yıldır biriktirdiğimiz, elimizden alınmaya çalışılan özgürlüğümüz, karartmaya çalışılan ruhumuz ve köreltmeye çalışılan beynimizin direnişidir.

Hiç mi direnmedik şimdiye kadar diyeceğiz, Hayır, çok direndik yalnız büyük bir farkla; birlik olmadan. Şimdi  görmeyenler için şaka gibi gelecek ama iki gündür Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları; iki gündür Karşıyaka ve Göztepe taraftarları; iki gündür Dsp, Chp, Bdp vs destekleyicileri hep bir ağızdan aynı amaç için haykırıyor.

Halk tv hariç hiçbir tv kanalında halka yapılan eziyet gösterilmiyor. İçinde olmamış olsam, görmemiş; şahit olmamış olsam ben de inanmayacağım ama çıkın Alsancak'a çıkın Taksim'e, Kızılay'a ve diğer illerdeki meydanlara, haklı olduğumu; haklı olduğumuzu göreceksiniz.

Çok uzun yıllardır Tv seyreden bir insan değilim, yalnız kaç gündür özellikle seyretmeye çalışıyorum neler yayınladıklarını ve meydanlarda kan gövdeyi götürürken tv seyredenlerin; güzellik yarışmaları, yemek programları, çizgi filmler seyretmeleri tüylerimi diken diken ediyor.

Sosyal medyayı kullanmayan halkın hiçbir şeyden haberi yok..

Polis kelimesi artık benim için ihanet, hainlik ve korkuda başka hiçbir şeyi ifade etmiyor. -Korkuyu, bizim onlardan korkumuz manasında değil; onların, cehalet, bilgisizlik ve aymazlıkla bizlerden korkmalarından ve bu korkularını ancak şiddet göstererek bastırmaya çalışmaları olarak kullanıyorum.- Onlara ekmek paralarını HALK ödüyor, halk arasında bir arbede çıkarsa sadece bu olayları durdurmakla görevliler yahut oldu var sayalım halkı hükümetin aşırı tepkilerinden korumakla görevliler; hükümeti halktan (aşırı şiddet kullanarak üstelik) korumakla görevli değiller.
Bikaç gündür en merak ettiğim sorular arasında, hükümet değiştikten sonra bu polislerin napacağı var.

Güçlü olalım, birlikte olalım, pes etmeyelim. Benim ne özgürlüğümü ne de ülkemi çapulculara teslim etmeye niyetim yok.

N.

Dipnot; Daha fazla eziyet görenlerinizin yanında olamadığım, daha fazla biber gazı soluyup diğerlerinizin soluyacağı havayı azaltamadığım, tomaların suyunu eksiltemediğim, yediğiniz copları yiyemediğim için kendimi suçlu hissediyorum. Özür dilerim.

2 Haziran 2012 Cumartesi

30 Nisan 2012 Pazartesi

Seyirci uyuma, Tiyatro'na sahip çık! (Şehir Tiyatroları Yok Edilemez!)


Tiyatro insanın eli gibidir, ayağı gibidir, Ruhu gibidir.

Bir şeyler hissedersiniz, tarif edemezsiniz hislerinizi fakat bir oyun tarif edebilir. İçinizde sıkışmış şeyler vardır ne olduğunu bilmezsiniz, bir oyun içinizdeki sıkışmışlıkların ne olduğunu gösterebilir size. Söylemek istediğiniz şeyler vardır, korkarsınız söylemeye; bir oyun söyler sizin için. Söylemek istedikleriniz vardır ama nasıl toparlayacağınızı bilmezsiniz, bir oyun toparlar size hem de karmakarışık tonla sözcüğü bir cümlede halleder en iyi şekilde.

"Devlet tiyatrolarının yönetimi, sanatçıdan alınıp belediye bürokratlarına verilecek" miş. "Devlet eliyle tiyatroculuk olmaz." mış. "Tiyatrolar özelleştirilecek." miş. "..kusura bakma, geleceksin Şehir Tiyatrosu'ndan hem belediyeden maaşını alacaksın ondan sonra istediğin gibi yönetime de verip veriştireceksin, böyle saçmalık olmaz." mış.

Kurulduğu günden beri Tiyatrolar halkın temsilcisi olmuş, halkı istemedikleri şeyler yapmaya zorlayan hükümetlere, kişilere direnmeye cesaretlendirmiş, halkın söyleyemediklerini söylemiştir. Bunu fark etmiş olsa gerek hükumet(?) ki; bunca rezil cümleyi önünü sonunu düşünmeden, göğsünü kabarta kabarta söylemiştir.

Ruhla değil, bedenle yaşayan her şeyin, herkesin sonu vardır. akepecilik "maddi" bir bedene sahip olmuştur fakat maddi olmaya devam ettiği sürece ruhlaşamayacaktır.

O halde, beden ölecek ve ruh daima yaşamaya devam edecektir.

Tiyatroyu,
Tiyatro oyuncularını,
Tiyatro sahnelerini,
Saygıyla alkışlıyorum.

Yaşasın Tiyatro.



 
Mehmet Ali Alabora;  "Dünyada ekonomik kalkınma gerçekleştirmiş ülkelerde sanat kurumları vardır. Bu kurumlar önemlidir. Bu kurumları dünyadaki örnekleriyle nasıl aynı seviyeye getirmeyi tartışmamız gerekiyor. Herkes için olduğu gibi benim için de burası çok önemli. Ben burada var oldum. Annem babam tiyatroda tanıştı. Annem beni karnında taşırken tiyatro sahnesinde oynuyordu. Biz hep buradaydık. Yine burada olacağız"



Orhan Alkaya;  "Uzun bir geceye başlıyoruz. Biz tiyatrocular insanlık tarihinin mirasından geliyoruz. Korkacağımızı mı sanıyorlar"











6 Ocak 2012 Cuma

Allah bin belanızı versin.

Gözlerimi kapatıyorum, açtığımda 2013 olmuş olacak.


Esefle saatte 70 km hızı bularak esen rüzgarı dinliyorum. Neden rüzgar var biliyor musunuz bugün İzmir'de? Gavuruz ya, ülkenin ve bir Genel Kurmay Başkanının hapsedilişini kahrolarak; gözlerimizde yaşlarla seyrediyor ve dinliyoruz.
Ondan.




Saygı ve kucak dolusu sevgilerle kalın İlker Başbuğ ve tüm içeridekiler.

Not: Kelimeleri boğazıma dolduran bir hükümete sahibim ya, helal olsun bana. Demek bunu hak ediyormuşuz.

18 Kasım 2011 Cuma

Eşki sözlük yazarına "Dine hakaret davası"

Bu haberleri okudukça sinir krizleri geçiriyorum, nasıl normal şeyler yazcam ben?

Habere bak şimdi; http://www.odatv.com/n.php?n=eksi-sozluk-yazarina-dine-hakaret-ettin-davasi-1711111200 adamın biri ekşi sözlükte "din saçmalığı" diye bir isim atmış ortaya anladığım kadarıyla, sonra hükumet buna 9 ayla 1,5 yıl arası hapis istemiyle dava açmış. Gerzekler! Dünyadaki tek din onlara ait sanki.

Gazeteciyi sustururlar, araştırır; bilir; yazmak ister özgürce bildiğini; aydını sustururlar, sürükleme kapasitesi vardır insanları peşinden, o da araştırır; askeri sustururlar, eğitimli, akıl yürütebilir ve istendiği an vatanı için canını verebilir. Anlarım hükumeti, çünkü bu adamların susturulması insanları koyun yapabilmenin en mantıklı yoludur, kaldı ki bu adamlar susturulursa insanlar farketmeye bilir, işi yoktur genelde bu adamlarla insanların. Fakat kendi aralarından biri giderse fark etmeleri belki de isyan etmeleri gibi bi olasılık var. Bu adamlar nasıl bu denli kendilerine güveni sağlamışlar bakar mısınız? Milletin kılını bile kımıldatmayacağından nasıl da eminler, nasıl göğüslerini gere gere istedikleri her haltı yapabiliyorlar..

Nasıl bi milletiz biz? Kendilerinden olmayanın canına okuyolar diye hepimiz onlardan olana kadar beklicez mi?

Gururumuzu, Özgürlüğümüzü, Atamızı ezdiriyoruz. Daha istiyor musunuz durmadan devam etmelerini?

Tümgeneral Mustafa Bakıcı, İnternet andıcı davasından yargılanacakken firar etmiş, Rusya'da falanmış haberlere göre, interpolle aranıomuş. -Kurduğunuz hükümdarlığı devam ettirceksiniz diye daha neler yapaçaksınız kimbilir?- Adamı interpolle aratıolarmış, şaka gibi. Helal olsun adama, en doğrusunu yapmış.

Bak bak, aman okumasınlar sonra maazallah beni de atıverirler hapse.

Allah topunun belasını versin.
Sevgiyle kalın.

15 Kasım 2011 Salı

Ulusa!

Ülkemi güya yöneten hükumetle ilgili aslında uzun zamandır süregelen bir memnuniyetsizliğim var. Bu memnuniyetsizlik şu sıralar ayyuka çıktı.

Biliyorsunuz ki ardı arkası kesilmeyen şehit haberlerinden sonra birkaç hafta önce Van'da deprem olduğunu öğrenmiş ve vatan olarak seferber olmuştuk, evini kaybedip soğukta üşüyen; yiyecek bir lokma yemek bulmakta zorlanan yurttaşlarımız için. Biraz olsun vicdanımızın rahatladığını hissediyorduk, ta ki yardımlarımızın yağmacıların vs ellerinde olduğunu öğrenene kadar. Hiçbir erek olmadan, boku bokuna şehit düşen vatan evlatlarımıza "Yan gelip yatanlar" diyen, oy toplayamadığı için bizi gavur ilan eden hükumetin gözüne kulağına zeval geldi herhalde ki ulaşmayan yardımlarla ilgili çıkıp tek kelime etmiyorlar. Biz çoktan anlamıştık zaten de gavur olmayanların da, hükumetin insan hayatına hiç mi hiç değer vermediğini anlayacaklarını umuyoruz(?).

Her şeyden geçtim. Atam'ın ölüm döşeğinde bile kutlanmasını arzu ettiği Cumhuriyetimiz'in yıl dönümünü kutlamayacak, ardından Yılmaz ÖZDİL'in dediği gibi;  http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19252191.asp Vahdettin'i anma töreni düzenleyecek cürreti nasıl verdik ellerine? İçime bir şey yapamamanın acı öyle bir çöreklendi ki anlatamıyorum..

Bilmem kaç tane fikri hür yazarımız, aydınımız içeride, bilmem kaç tane; vatanımıza senelerce hizmet etmiş askerimiz içeride. Sebep? Hükumet arzusu. Henüz birkaç gün önce Kaşif Kozinoğlu'nu kaybettik. Hiram Abas cinayetiyle hiçbir farkı yok bana kalırsa, ha afedersiniz var tabi birinin faili meçhul ötekinin apaçık...

Üç maymun rolünü tüm layıkıyla yerine getiren çok sevgili hükümetim(?)i anlıyorum. Komünist bir ortamda değiliz, zaten hiçbir şekilde böyle birşeyin gerçekleşmesi ne Türkiye'de ne de başka bir ülkede mümkün bile değil. Komünizm tamamen bir ütopya; çünkü insan oğlunun içinde daimi bir hırs vardır az ya da çok. Para kazanma hırsı, yükselme hırsı, itaat edilme hırsı vs vs.. Biz halk olarak hükümetimizde bu erdemler(?)in hepsinin var olduğunu biliyoruz. Peki neden biz de hükümetimize özenip üç maymunu oynuyoruz? Onlara da çok yakışmıyor mu sizce? Gözümüzü, kulağımızı, ağzımızı açmamız için her birimizin ailesi birer şehit mi vermeli?

Rahatsız olma, lütfen uyu Türkiyem.
Bir sabah gözünü Osmanlı'da yahut Recepli Devleti'nde açmaman dileklerimle.
Sevgiyle kal.

12 Haziran 2011 Pazar

Genel seçim mi?

Erdoğan, hep başbakan; başbakan, hep Erdoğan!..

Akıllanmıcak bu millet arkadaş. Yumurtayı illa kapımıza beklicez.

3 Mart 2011 Perşembe

Hangi ülkede var böyle bişey?

(DİGİTÜRK NEDEN ŞİKAYET ETTİ?
İşte bu sorunun birinci ağızdan yanıtı:
Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvurarak, Google'ın ücretsiz blog servisi blogspot hakkında 'kapatma kararı' alan Digiturk, yaptığı açıklamada, yayın hakları Lig TV'ye ait olan futbol maçlarını gerekçe gösterdi.

İşte Digiturk'ün açıklaması:

"Tüm kamuoyunun bildiği üzere Digiturk, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yaptığı ihale neticesinde yıllık 321 milyon dolar ödeyerek süper toto süper ligi maç yayın haklarını almıştır.

Yayın hakları Digiturk'e ve Lig TV'ye ait olan maçlar, bazı internet siteleri tarafından kanunlar hiçe sayıla
rak yayınlanmaktadır.

Kanunların kurumumuza yüklediği bütün yükümlülükler eksiksiz yerine getirilip içerik ve yer sağlayıcılar defalarca uyarılmasına rağmen internetten illegal yayın yapılmasına son verilmemiştir.,

Son çare olarak yüce Türk mahkemelerine başvurulup illegal yayınları yapan sitelerin verdiği zararın durdurulması talep edilmiştir. Mahkeme yasal olarak her şeyin yapıldığını ve ihlalin hala durdurulmadığını tespit ederek bu sitelere erişimin engellenmesi kararı vermiştir. Bu kararın uygulanması ile birlikte blogspot'ta bazı bloglar'a da erişimde problemler ortaya çıkmış olup, bu problemlerin tek sorumlusu uyarıldığı halde illegal içerikleri yapan sitelerin yayınını ısrarla durdurmayan Google ve Blogspot'tur.

Halkımızdan almış olduğumuz destekle Türk futboluna yaptığımız yatırımlarla birlikte, illegal maç yayınlayan kişi yada kişilerle mücadelemiz devam edecektir. Kamuoyuna saygılarımızla sunulur.") Türk Time'dan alıntıdır.


Adamlara bak! İnternet bu; her şeye tonla para vererek ulaşmıyoruz burdan; oldukça makul(dünyanın en pahalı internet bağlantısı bizde.. neyse) bi fiyata; ne dünya dizilerine; ne dünya futboluna; ne dünya gazetelerine ulaşıyoruz... Adamın kıçı kırık maçları yayınlanmış; erişimi engelletiyo. Sıçarım sizin yaptığınız işe.

Dağılın!