Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2013 Cuma

Müdahale toplantısı (alınganlık mı yapıyorsunuz, kardeşime gelin)

Geçen kardeşime, şu amerikan dizilerindeki müdahale toplantılarından yapsak ya dedim. Hık mık dedi.

Dün akşam öylesine oturuyoruz abim, ben, bu.
Nasıl oldu bilmiyorum ama bir kustu içindekileri yeminle, müdahale toplantıları halt yemiş.

Ama kız haklı beyler, şu alınganlık huyumdan vazgeçsem çok iyi olcak. Daha doğrusu ben böyle insan gibi vazgeçemicem, üstüne üstüne gidip iyice gerilmem lazım. Bende de bi huy var, keçi gibi inat. Alınma işte ne alınıyon herşeye. Allah allah ya.

Hayatımdaki en değerli varlık kardeşim lan. Çok eğleniyom ben onunla, ama köpek; çok acımasız eleştiriyo.

Öptüm.
N.

23 Şubat 2013 Cumartesi

Kepeğe Kesin Çözüm (Mutlaka okuyun)

İlkbahar ve sonbahar aylarında dökülen saçlarımdan muzdaribimdir ben. Ve;
Kış aylarında baş edemediğim kepekten. Kış mevsimi boyunca İzmir'e bir damla kar yapmaz ama ben hep bembeyazım.

Şahsen rahatsız olmuyordum fakat son bikaç haftadır, saçımın ne kadar kepekli olduğu konusunda birçok kişiden ikaz aldım; hayır sanki benim elimde de.. Ne kadar kepek şampuanı varsa hepsini kullanmışımdır ama sonuç değişmedi. Bunun kepek olmadığını sıcak sudan kaynaklı kafa derimin kabardığını söyleyen de oldu ki gayet mantıklı bence, çünkü nerdeyse 100 derecede banyo yapacağım kışın; bayılıyorum sıcak banyoya ben napayım.

Geçen haftanın sonunda kuaför bi arkadaş "Karbonatla yıkar mısın lütfen saçlarını Tatlım." dedi, lakin ben erteledim; ta ki dün geceye kadar.

Evde yok karbonat, çok sevgili yengeciğimden istedim, iki çay kaşığı kadar varmış verdi, saat de gece 00:30 civarı, yarın iş var; yorgunum ama kararlıyım yıkıcam saçımı. Yıkadım. Şimdi sabah saat 10 ve saçımda inanın kepek ya da deri pulu; ne diyorsanız deyim, hiç bişey yok.

Yani; Saçınızı yıkarken, elinize aldığınız şampuana 4-5 kaşık karbonat atın ve saçlarınızı öyle yıkayın. Kepek'ten eser kalmayacak. Tecrübeyle katiyen sabittir.

N.

Dipnot: Şampuanlar falan traş :D Yazık, inanıp almayın. 

21 Aralık 2012 Cuma

Göğüslere özgürlük

Kıyamet de kopmadı.

Biliyorsunuz 1960'ın sonlarında erkek egemen toplumun kendilerine biçtiği rolü reddeden 100 kadar feminist bir çöp tenekesinde sutyenlerini, takma kirpiklerini, yüksek topuklu ayakkabılarını, korselerini yakmışlardı. 70 li yıllarda aynı feministler geri adım atmış ve sutyene dönmüşlerdi, sebep; göğüs uçları :D Metalaştırabilir  mi göğüs uçları kadını?(1) Göğüs uçları belli olan bir kadın erkeklerin gözünde diğerlerinden daha kolay bir avdır aynı zamanda seksapalitesi yüksektir. Her neyse.

Adet dönemlerimde göğüslerimin ağrısını çok çekerim genel olarak 75 beden sutyen kullanmama rağmen o dönemde göğüs büyüklüğüm 85 e yaklaşır (2); Yani büyük sutyen taksam dolmuyor küçük sutyen taksam almıyor ve her iki türlü de ben işkence çekiyorum iyisi mi takmamak deyip; adet dönemlerimde sutyen takmıyorum.

Bir aydır, zorda kalmadıkça kullanmıyorum.Göğüs ucu problemi yaşıyor olmam lazım fakat uçları çok büyük olmadığı için ve kış aylarında gizlemek daha kolay olduğu için hiç sıkıntım yok. Şu olur ancak, hareketli bir insanım, koşar zıplarım onlar da benimle kafa tutmaya kalkışır ve bu kötü bir görüntü yaratır; o kadar yani. Başka hiç bir şey yok.

Yaz ayları için de yapabilsem bunu, takmasam keşke hiç sutyen; nasıl rahat bir bedene sahip olurum anlatamam. Hayır durum kesinlikle benlik değil. Ortaya çıkmış bir göğüs ucuna bakmayacak kaç erkek var?(3) Hoş çıkmasa bile bakan vardır da biz fark etmiyoruz; beynin neye çalıştığıyla alakalı bir durum olabilir bu. Bakmayacaklarını, bakışlarıyla beni rahatsız etmeyeceklerini bilsem hayatım boyunca asla takmam sutyen.

Tüm kadınlara özgür göğüsler diliyorum.
Hadi serbest bırakalım şunları.
Vuuu huuu



NOT 1: Bebeğim! Sen ne yaparsan yap erkeğin her zaman dikkati üzerinde olur, kara çarşaf giy; yine süzüp görünen, ipi ucu alınacak bir şey olmamasına rağmen nasıl bir vücuda sahip olduğunla alakalı fikir yürütür. Oldukça aşağılayıcı bir durum bu kadınlar için; en azından ben ve benim gibi düşünenler için ama ne gelir elden.
NOT 2: Sırf adet dönemimde kullanmak üzere 85 beden bir sutyenim var.
NOT 3: Çift taraflı düşünmek lazım gerçi, nasıl ki bir erkek gizlenmemiş bir göğüs ucuna bakarsa aynı şekilde bir kadın da gizlenmemiş bir penise bakmaktan kendini alamayacak olabilir mi acaba? En azından şunu düşünüyorum, elenmiş; görünümüyle, karakteriyle, gözümüzde yeri olan erkekler incelenebilir öyle önümüze gelen herkes değil. Kadınlar olarak daha seçiciyiz bence ama toplum kaynaklı endişelerimiz dolayısıyla bu tarz şeyleri konuşamıyoruz.

Öperim.
N.

12 Ekim 2012 Cuma

Sevişmek!

Su vücudumuzun 4/3'dür ve bizim için yaşamsal değerdedir. Kısa vadede su olmadan yaşayamayız, uzun vadede düşünürsek de yiyecek olmadan, di mi?

Kişisel olarak düşünürsek su ve yemeksiz bir hayat olmaz fakat bu, işin bencil tarafı. Arkadaşım, biz sevişmezsek su ve yiyeceğe ihtiyaç duyacak nesiller oluşamayacak o halde şu sonuç çıkar; su ve yemek şahsi olarak herkesin ana ihtiyacı; sevişmek ise dünyanın devamlılığının ihtiyacı su ve yiyeceklerden önce.

Sevişmekten güzel ne var diye düşünüyorum..
düşünüyorum...
hala düşünüyorum..
şunlara değişilir mi acaba;
Çok sıkıştınız altınıza işemek üzeresiniz, saatlerdir tutuyorsunuz ve ne işeyecek bir tuvalet ne de en az onun kadar uygun bir yer buldunuz derken.. aman tanrım işte işenecek bir yer ve işiyorsunuz, mükemmel derecede rahatlatıcı.
Yine çok sıkıştınız bu sefer büyük tualetiniz! Offf.. Patlayacaksınız, bu kadar berbat bir duygu olabilir mi, tutmakta nasıl zorlanıyorsunuz anlatamam... ve işte boşaltım sisteminizi rahatlatacak bir yer. Bu da eşsiz derecede rahatlatıcı.
Bu sefer fotoğraf çekiyorsunuz, modelinizi mükemmel bir pozda yakaladınız, içiniz titret. Bu zevki dünyada hiçbir şeye değişemeyeceğinizi düşünürsünüz ve tüyleriniz diken diken olmuştur.

Değişilir mi sevişmek, mithiş derecede rahatlatıcı yahut içinizi olabildiği kadar titreten şeylere?
Hayır. Çünkü sevişmek herşeyi içine alıyor.  Duygusallığı hissediyorsunuz, içiniz ürperiyor dokunuşlarda, zevkin ne manaya geldiğini her seferinde çok net hatırlatıyor size, üstün olma becerinizi ortaya çıkarıyorsunuz bu da sizi daha kendine güvenli bir insan yapıyor, dünya sorunlarıyla hiçbir bağlantınız kalmıyor, yenileniyorsunuz, tutkuyla hedeflerinize nasıl da rahat ulaşabileceğinizi yeniden ve yeniden kanıtlıyor size, aşkın mucizevi derecede herşeyi altüst edebileceğini söylüyor size her seferinde, doruklara ulaşmak için çabanın gerekli olduğunu ve asla vazgeçmemeniz gerektiğini anlatıyor, şefkati; önemsenmeyi; duyguların karşılıklı olduğunda nasıl da mükemmel bir yaşama sürüklediğini hatırlatıyor, arzunun önemini kavrıyorsunuz, gerektiğinde nasıl sert olabileceğinizi, ya da yumuşacık bir insana nasıl dönüşebileceğinizi öğretiyor. Dünya üzerindeki hangi eylemde var bunca kendini öğrenme ve uygulama? Hiçbirşeyde.

Sevişin gençler sevişin, zevkine payidarı yoktur bu işin. "Neyzen Tevfik"
Öperim.
N.

5 Ağustos 2012 Pazar

Vişne Reçeli Yapımı

Geçen bir kavanoz vişne reçeli alacaktım ve böğürtlen zaten meyveleri tane tane değil, böyle sıfır meyve; bal kıvamında reçeller içindekiler kısmını okuyorum; renklendiriciler; kıvam arttırıcılar vuhuuu havada uçuşuyo. Yahu dedim ben artık nirvanaya ulaşmış bir insanım, koskoca domates suyu yaptım reçel mi yapamıcam? Zararlı olan bi şeker bi de olsa olsa meyveler hormonludur :D ama en azından saçma sapan şeyler olmıcak ve daha az zarar görcez dedim ve iki kilo vişne aldım.

Vişne Reçeli Yapımı,
Temizlemeye başladım vişneleri. Yaklaşık bir saat sürdü otunu çüpünü ayırıp yıkamak. 03:15 te oturdum, çekirdeklerini çıkarmaya başladım 04:30 da biraz da hızlı olmaya çalışarak bitirdim. Tencereye yerleştirdiğim 2 kg vişnenin içine 2 kg şeker boşalttım ve uyuduğumda sa:05:00 dı. Gündüz 11:30 da çalan telefonla uyandım. Orta tüpte kısık ateşte bir saat kapağı kapalı şekilde kaynattım sonra en küçük tüpe aldım orda devam ettirdim 13:30 da tüpü kapattım. NOT: REÇEL YAPARKEN TENCERENİN KAPAĞININ KAPATILMAMASI GEREKİYORMUŞ.
Vişneler biraz çekmiş kendini, kapağını kapatmasam diri diri kalacakmış, bi dahakine tencerenin kapağını kapatmayacağım :)

Sonra daha önce kuruttuğum şişelere doldurdum reçeli,
8 kavanoz 290grlık şişe oldu. Çok lezzetli görünüyor ve tadınca da lezzeti hissediyorsunuz.

Tolga'ya söyliyim London'dan gelirken bana bir adet altın madalya getirsin, benim gibi bir insan domates suyu ardından da reçel yaptıysa kesinlikle hak ediyor demektir madalyayı. :D

Dip Not: Sevgili kardeşim ve Zü. Bana olmayan yardımlarınızdan ötürü bu reçelleri 5 tatlı kaşığıyla bir porsiyon oluşturmak üzere porsiyonu 5tl den satacağım size. Bu kadar.

Reçelli ve sağlıklı kalın.
Boğazınızdan geçen her lokma, aç uyuyan ve yemek bulamayan milyonlarca insanın da midesine insin. (Değişen, gelişen dünyada dileklerimiz de farklılaşır, kendimi bildim bileli değişmeyen tek dileğim budur benim, hangi dine inanıyorsanız inanın, sizce var olsun ya da olmasın Tanrı yahut başka birşey nolur dileyin onların da doymasını belki hep birlikte istersek gereçekleşir, Tanrı da ya evren; kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin.)
N.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Domates Suyu Nasıl Yapılır?

Kendimi bildim bileli annemin evde hazırladığı lütenitsa, reçel, biber közlemesi vs vs için sürekli kızardım bağırırdım ona.

-Bu kadar uğraştığına değer mi, git al bakkaldan; üç beş lira kar yapçam diye çektiğin eziyete bak.(Asıl olarak bu kadar kızıp çemkirmemin nedeni de yardım istemesiydi sanırım :D ) Cevap şu olurdu;
-Yardım etmiyosun bari bağrınıp durma, git başımdan; yapınca yemezsin.

Ben haksızmışım gençler :D

Geçen bizimkiler Ersezgin Tarım' montaja gittiler, bunlara yedişer kasa domates vermişler hem de hormonsuz. Biz bi öğrendik, bağrış çağrış Remziye Abla ben ve Ender Abla birer kasa getirttik kendimize; tabi ikisi de domates suyu yapçaz cart curt dediler. Düşününce bana da çok mantıklı geldi, ben domatese hasta bir insan olarak yaz kış malesef hormonlu da olsa alıp yiyiorum domatesi. Benim neyim eksik ya ben de yapçam dedim. Öyle gazla benzinle çalışmıyorum genel olarak ama devreler yanmış bi kere.

DİPNOT: Tanıyan herkes bilir domates kesmeyi bile beceremeyen bir insanım, büyük doğrarım bunu hayvan mı yiyecek der kardeşim, küçük doğrarım senin dişinin kovuğuna girdi mi diye sorar. Heralde bu yemek konusunda başarısız olduğum kadar hiç bişey konusunda başarısız değilimdir. Keşke yemek yapmanın kriteri iyi sevişmek olsa, siz sevişirken Yemek; "ooo helal olsun gençlere ben hemen hazırlanayım da yorulmuşlardır bi yemek yesinler" dese :D

Domates Suyu Nasıl Yapılır?
Dün eve geldim saat 18:30. Bir güzel yıkadım domateslerimi, bi de kuruttum. Çıkardım blendırı, dörde bölüp bölüp rendeledim hepsini 5 kg domatese yaklaşık 5 yemek kaşığı tuz attım, daha doğrusu bi kasem var; o kase beş kere doldu ve her kaseye bir yemek kaşığı tuz attım. Sonra, kuruttuğum kavanozlarıma (kavanozlarım yalnız, ben doğurdum sanki :D) doldurdum yaptığım karışımı :D
5 kilo domatesten;
3 ad 750 grlık
3 ad 200 grlık ve
10 ad 290 grlık şişe doldu.



Konuşuyoruz bugün annemlesen domatesin do sunu doğrayamazdın gidip şimdi domates suyu mu yaptın deyip katlana katlana güldü. O halden bu hale geldim anlayacağınız :D

Hormonsuz kalın.
N.





22 Mayıs 2012 Salı

ZÜ


20 Mayıs 2012 Pazar

20 Ağustos 2010 Cuma

Geveze'nin fotoğraf röpörtajı :D

G- Bi hafıza kartı kaç fotoğraf alıyor 100-120?




-Yok 15 tane ancak alır, yüksek çözünürlü fotoğraflar bunlar.



G- Peki tek seferde kaç fotoğraf basabiliyosun hepsini mi?



-Aynı anda olmaz içinden seçeceksin; hepsini birden nasıl baçsam. :D



G-Piller kaç dakkada boşalıyor?



-Bu enerjiyle ilgili, piller eskir; bazen çabuk şarj olur ve çabuk boşalır; benim gibi yaşlanmışsa, yani fotoğraf makinem demek istiyorum, şarj gücü azalmıştır genç bi şarjla kıyaslanamaz. Yorgun oluyo bazen, hafıza kartı da yorgun hemen bitsin gitsin istiyor anlata biliyor muyum? :D



G-Ne kadar sürede basıosun bi fotoğrafı?



-Yaş ilerledikçe süre azalıyor, hemen basıyosun; hem pil hem beyin gücü hem hafıza gücü zayıf oluyo tabi.



G-Fotoğraf hayatına nasıl girdi?



-Baba mesleği ama daha çok genetik.



G-Baban mı öğretti?



-Babam nasıl öğretçek tutup, allah allah; zaten babam makineyle çekiyodu; biz geliştirdik makinesiz çekiyoruz. Ben zaten biraz alaycı bakıyorum; Haha babama bak nasıl çekiyor :D



G-Peki dün çektiniz mi?



-Çektim gittim çektim gittim.



G-Nereye?



-Banyoya canım.



G-Kaç fotoğraf çektiniz?



-15 tane falan, ekstra hafıza aldım kendime; rekordu rekor.



G-Ooooo, hep aynı modeli mi çektiniz?



-Yok farklı farklı 15 tane çektim tabi araya bazen nesneler de girdi. :D



G-Nesneler de.. Banyoyu nasıl yaptınız?



-Tek tek uğraşmadım, hepsi bitince toptan yaptım.

5 Aralık 2007 Çarşamba

ritüeller

1.Yalnızlık ritüeli 2.Fiziksellik ritüeli 3.Yaşam gıdası ritüeli 4.Bereketli bilgi ritüeli 5.Kendin hakkında düşünme ritüeli 6.Erken uyanma ritüeli 7.Müzik riteli 8.Sözcükleri tekrarlama ritüeli 9.Ahenkli karakter ritüeli 10.Sadelik ritüeli Dünya yörüngesinde benim için dönüyor, okyanuslar benim için alçalıp yükseliyor. Kuşlar benim için şakıyor. Yıldızlar benim için görünüyor. Gördüğüm tüm güzellikler benim için burdalar. Ben evrenin seçilmişiyim. Krallığın varisi, yaşamın mükemmleliğiyim ve artık sırrı biliyorum... ;)