31 Ağustos 2013 Cumartesi
30 Ağustos 2013 Cuma
Bok At İzi Kalsın
Eskiden insanların umrunda değildim, fark etmiyolardı beni.
Son bikaç gündür insanların hakkımda garip garip asılsız asılsız konuştuklarını öğreniyorum. Ne güzel bişey lan. O insanların yüzüne diyemicem bari burda onlara diyomuş gibi konuşiim de içim rahatlasın.
-1
Arkadaşım! farkında mısın bilmiyorum ama bana bok atarken önce kendi elin boklanıyo.
-2
Biraz yaklaşıp at şu boku tam gelmiyo bana.
Öptüm.
N.
Dipnot; İnsanlar hakkınızda konuşmaya başladıysa doğru yoldasınız. Devam edin.
Son bikaç gündür insanların hakkımda garip garip asılsız asılsız konuştuklarını öğreniyorum. Ne güzel bişey lan. O insanların yüzüne diyemicem bari burda onlara diyomuş gibi konuşiim de içim rahatlasın.
-1
Arkadaşım! farkında mısın bilmiyorum ama bana bok atarken önce kendi elin boklanıyo.
-2
Biraz yaklaşıp at şu boku tam gelmiyo bana.
Öptüm.
N.
Dipnot; İnsanlar hakkınızda konuşmaya başladıysa doğru yoldasınız. Devam edin.
28 Ağustos 2013 Çarşamba
Tolga'ya!
T!
Aklıma geliyorsun bazen.
Çok özledim biliyor musun..
Affet! Üzmek istemedim asla seni.
Seni çok özlüyorum. Rüyalarıma da gelmiyorsun uzun zamandır.
Seni görsem n'aparım? Çok sıkı sarılmak isterim sana, sarılırken ağlamak isterim hıçkıra hıçkıra sonra daha sıkı sarılmak. İzin verir misin? Farz et karşılaştık. Nasıl davranırsın bana? Benim davranışlarım senin tavırlarına göre mi şekillenir acaba?
Seni gördüğüm ilk an sağlam bir yumruk yerleştireceğim suratının ortasına, bana söylemediklerin için.
Senden nefret ediyorum.
Siktir git beynimden Tolga!
N.
Aklıma geliyorsun bazen.
Çok özledim biliyor musun..
Affet! Üzmek istemedim asla seni.
Seni çok özlüyorum. Rüyalarıma da gelmiyorsun uzun zamandır.
Seni görsem n'aparım? Çok sıkı sarılmak isterim sana, sarılırken ağlamak isterim hıçkıra hıçkıra sonra daha sıkı sarılmak. İzin verir misin? Farz et karşılaştık. Nasıl davranırsın bana? Benim davranışlarım senin tavırlarına göre mi şekillenir acaba?
Seni gördüğüm ilk an sağlam bir yumruk yerleştireceğim suratının ortasına, bana söylemediklerin için.
Senden nefret ediyorum.
Siktir git beynimden Tolga!
N.
Alen Ademovic - Maki Maki (Goran Bregovic)
Meleğim! Goran Bregovic'e hastayım biliyosun. Bu nasıl bir karizmadır. Bi de onun yanında bi çocuk var, sarışın; uzun saçlı, onu da biliyosun. Alen Ademovic.
O nasıl bir ses tonu, o nasıl bir mimik, o nasıl bir jesttir.
Alen! Seni cennetten yanlışlıkla düşürmüşler dünyaya bebeğim.
Sen söyle ben ölene kadar dinlerim. Saçların toplu olsun lütfen.
Öptüm.
N.
O nasıl bir ses tonu, o nasıl bir mimik, o nasıl bir jesttir.
Alen! Seni cennetten yanlışlıkla düşürmüşler dünyaya bebeğim.
Sen söyle ben ölene kadar dinlerim. Saçların toplu olsun lütfen.
Öptüm.
N.
25 Ağustos 2013 Pazar
19 Ağustos 2013 Pazartesi
Domates suyu nasıl yapılır? (Çok Şahane - Yeni Tarif)
Kandırdığım için üzgünüm ama;
DOMATES SUYU NASIL YAPILIR'DAN İBARET DEĞİLİM!
Farkında mısınız bilmiyorum ama artık google a domates suyu nasıl yapılır yazınca direk ben çıkıyorum.
Çok üzülüyorum valla.
Ben bu muyum? Domates suyu muyum ben ya?
Bi domates suyuna bakıp çıkıyonuz, çok kırılıyom yeminle.
Bakın valla çok eğlenceliyim ben, yazarak komiklik şaka bu kadar oluyo ben napabilirim.
İşşalla yeni tarifi de eklemiş deyip okursunuz.
Allahım işalla yarappi, işalla isyanım boşa gitmez.
Öptüm hadi
N.
Dipnot: İnşallah'ın nasıl yazıldığını biliyorum gördüğünüz gibi.
Dipnot 2: Gerçek domates suyu tarifi için tıklayın.
http://hayattan-muaf.blogspot.com/2012/08/domates-suyu-nasl-yaplr.html

10 Ağustos 2013 Cumartesi
Müdürün Göt olma hikayesi
Rivayete göre bigün vücutta bir isyan çıkıyor. İsyanı bastırmak için de organlar kedi aralarından bir müdür seçmeye karar veriyorlar.Beyin; Herşeyi ben kontrol ediyorum, benim müdür olmam en doğrusu,
Kalp; Ben kan pompalıyorum, kan olmadan kim ne yapabilir?
Göz, kulak, burun.. Hepsi kendilerine göre birer neden sunup müdür olmak istemişler en sonunda sıra Göte gelmiş; kısa bir bildiriden sonra müdürlüğe en layık organın kendisi olduğunu savunan göte herkes gülmüş.
Göt de sinirlenip çalışmamaya karar vermiş. Bir süre sonra vücudu (deyim yerindeyse) bok götürmeye başlamış :D
Beyin sıçmaktan başka bişey düşünemez olmuş, kalp bulsa bok pompalayacak! Organlar hatalarının farkına varmışlar ve götü müdür yapmışlar.
O gün bu gündür bütün götler müdür olurmuş.

Bu hikeye E'ye ithafen anlatılmıştır.
Canım biraz gecikti ama böyle göte.. Gördüğüm en büyük göte haksızlık etmek istemedim hem.
Öperim.
N.
4 Ağustos 2013 Pazar
Senin müdürün kim?
Mayıs 13'te sigarayı bıraktım bildiğin gibi. O zamandan beri fark etmediğim çok önemli bir konum varmış, tuvalet sorunu.
Müthiş bir karın ağrısıyla kendime gelene kadar fark edemedim, daha önce bu sorunu yaşamasam belki yine fark etmezdim. Hani halk dilinde yemiş yemiş sıçmamış (çok afedersin) diye bir insan tipi var ya; o benim işte.
İnsanın böyle bir sorunu olunca doğal olarak ortamda başka bir alay konusu olmuyor tabi ve tüm espriler bok üzerine dönüyor, herkes senden rant elde etme peşinde.
Bugün çok boktandı.
-Ayşe şöyle şöyle demiş, +Hadi yaa sıç artık
Bok gibi olmuş
Sıçsam senden güzel olur.
Bok bok işler yapma
Gibi daha binlercesi..
Dışkılarıma gereken önemi gösterdiğimi düşünüyordum, yanılıyormuşum. Beyin meyin fasafiso, nazik deyimle popo çalışmazsa duruyor vücut :D Bundan sonra en değerli bölgem kendileridir.
Tüm popoların önünde saygıyla eğiliyorum.
N.
Müthiş bir karın ağrısıyla kendime gelene kadar fark edemedim, daha önce bu sorunu yaşamasam belki yine fark etmezdim. Hani halk dilinde yemiş yemiş sıçmamış (çok afedersin) diye bir insan tipi var ya; o benim işte.
İnsanın böyle bir sorunu olunca doğal olarak ortamda başka bir alay konusu olmuyor tabi ve tüm espriler bok üzerine dönüyor, herkes senden rant elde etme peşinde.
Bugün çok boktandı.
-Ayşe şöyle şöyle demiş, +Hadi yaa sıç artık
Bok gibi olmuş
Sıçsam senden güzel olur.
Bok bok işler yapma
Gibi daha binlercesi..
Dışkılarıma gereken önemi gösterdiğimi düşünüyordum, yanılıyormuşum. Beyin meyin fasafiso, nazik deyimle popo çalışmazsa duruyor vücut :D Bundan sonra en değerli bölgem kendileridir.
Tüm popoların önünde saygıyla eğiliyorum.
N.
3 Ağustos 2013 Cumartesi
30 Temmuz
17 yaş çok güzeldir; tadını çıkar, olabileceği kadar fazla gez, öpüş vs vs demiş kardeşime Tolga. Kendi 18 yaşına girdiği ilk günlerde. Bir yaşın bu kadar ani dışarıdan gözlenebilmesi ne hoş. Her doğum günümüzde hatırlarız Tolga'nın o sözlerini, hafif de tebessümle tabi :D
Hayatımdaki en güzel şeylerden biri ne biliyor musunuz? Kardeşim.
Sevişme ihtiyacım falan olmayacağını bilsem hayatımın sonuna kadar onunla yaşayabilirim ama maalesef :D
25 yaş çok güzeldir, tadını çıkarın, sevişin; öpüşün; gezin; keşfedin; yeni insanlarla tanışın ama hepsinden önce eğer bir kardeşiniz yoksa annenizden size bir kardeş yapmasını isteyin. Başka da bir şey söylemiyorum.
Seni çok seviyorum kardeşim.
İyi ki doğdun.
İyi ki seni istemişim :D
N.
Hayatımdaki en güzel şeylerden biri ne biliyor musunuz? Kardeşim.
25 yaş çok güzeldir, tadını çıkarın, sevişin; öpüşün; gezin; keşfedin; yeni insanlarla tanışın ama hepsinden önce eğer bir kardeşiniz yoksa annenizden size bir kardeş yapmasını isteyin. Başka da bir şey söylemiyorum.
Seni çok seviyorum kardeşim.
İyi ki doğdun.
İyi ki seni istemişim :D
N.
![]() |
| Ağlıcam. Ne kadar tatlısın di mi kardeşim? |
29 Temmuz 2013 Pazartesi
Rüyalarımda neden hep ölüm var?
Ön açıklama: Dünyalar tatlısı bir kuzenim var. Matematiği üçüncülükle bitirip yüksek teknoloji enstitüsünde yüksek lisans yapacak; yani iki yıl daha burda o nedenle giderken çok üzülmedim.
Gözlerimi kapattığımda geri gelmişti. Onu o kadar üzgün görmemiştim hiç. Sürekli sevgilisini sayıklıyordu, ayrı kaldığı için üzüldüğünü düşündüm; ta ki Ediz'in öldüğünü öğrenene kadar.
Ölüm haberlerini aldığım yerdeydim yine. Varna'nın o küf kokan, artık yalnızlaşmış bana ölüm gibi gelen o apartmanda. Ve Ediz ölmüştü. Pınar'a ne söyleyeceğimi şaşırdım. Yaşıyor gibiydi Ediz, meğer hepsi hayalmiş, Pınar'ın o müthiş hayal gücü bizi gerçekten Ediz'le olduğumuza öyle inandırmış ki..
Sürekli yanımızda dolaşan ve sürekli olumlu, sürekli mutlu Ediz'i gördükçe daha çok ağladım. Bu adamın yıllar evvel öldüğüne inanmak, o an ölmüş olabileceğime inanmaktan çok daha zordu. Ve sabah oldu.
N.
Gözlerimi kapattığımda geri gelmişti. Onu o kadar üzgün görmemiştim hiç. Sürekli sevgilisini sayıklıyordu, ayrı kaldığı için üzüldüğünü düşündüm; ta ki Ediz'in öldüğünü öğrenene kadar.
Ölüm haberlerini aldığım yerdeydim yine. Varna'nın o küf kokan, artık yalnızlaşmış bana ölüm gibi gelen o apartmanda. Ve Ediz ölmüştü. Pınar'a ne söyleyeceğimi şaşırdım. Yaşıyor gibiydi Ediz, meğer hepsi hayalmiş, Pınar'ın o müthiş hayal gücü bizi gerçekten Ediz'le olduğumuza öyle inandırmış ki..
Sürekli yanımızda dolaşan ve sürekli olumlu, sürekli mutlu Ediz'i gördükçe daha çok ağladım. Bu adamın yıllar evvel öldüğüne inanmak, o an ölmüş olabileceğime inanmaktan çok daha zordu. Ve sabah oldu.
N.
12 Temmuz 2013 Cuma
Gezi Parkı Direnişinde Hükümet ve Polis tarafından katledilen kardeşlerime Mektup!

Sevgili Ali İsmail Korkmaz! Mehmet Ayvalıtaş! Abdullah Cömert! Ethem Sarısülük!
Bir gün birinin paylaştığı bir gönderi gözüme çarptı; "Okan Bayülgen bu gece bilmemnerdeki ağaçların kesilmemesi için orda kitap okuyacak, herkesi bekleriz" gibi. Umursamadım.
Sabah uyandığımda öğrendim ki orda kitap okuyup bikaç tane ağacın kesilmemesi için uğraşan yurttaşlarıma, polis(!) sabahın 5inde biber gazıyla; tomalarla (31 mayıs 2013e kadar tomanın ne olduğunu ne işe yaradığını bilmiyordum hatta daha önce adını bile duymamıştım) saldırmış. Ben noluyor bişey yapalım diyene kadar polisin bu berbat tutumunu kınamak ve oradaki arkadaşlara yanlarına olduğumuzu hissettirmek için gençlerimiz zaten bir toplanma saati belirlemişler, yer de alsancak.
Bakınız! (tvler zaten yayınlamıyor) Polis saldırmasa, ufak bir kısım haricinde kimse bilmeyecekti Gezi Parkı Direnişi'ni.
Hepinizin katili bu devlet ve bu devletin polisleridir. Evet tüm polisleri. Eğer gerçekten halkın yanında olsalardı mutlaka bu katliamı durdururlardı. Herkes fellik fellik terörist arıyor. Aramasınlar Ali! terörstlerin, katillerin hepsi polis karakollarında görev(!)deler. Seni katlettiler Ali. Ve bu devlet senin katillerini koruyor. Abdullah s eninkileri de. Mehmet seninkileri de. Ethem! senin katilinin ismini dahi biliyoruz. Durduramıyorum gözyaşlarımı.. Hepinizin yerine keşke ben katledilseydim.
O kadar çok şey yazmak istiyorum ki! Yapamıyorum. Yazamıyorum.
Özür dilerim. Size hitap ederken bile başımı kaldırıp yüzünüze bakamıyorum.
Utanıyorum.
Affedin.
N.
8 Temmuz 2013 Pazartesi
Aklı Taksim'de bir insan.
Yemin ederim toparlayamıyorum kafamı Gezi Parkı olayları için aslında hem mutluyum(müthiş bir farkındalık yarattı) hem de çok üzgün..
Bedensel olarak başka birşey de yapıyor olsam aklım daimi olarak Taksim'de.
Bu arada işi bıraktığımdan beri (şimdilik) iyi yol kat ettim gibi görünüyor ama tabi yeterli değil.
Bi proje var. Onun üzerine düşünüyorum sürekli bi ara anlatacağım.
DirenTaksim
Seni seviyorum.
N.
Bedensel olarak başka birşey de yapıyor olsam aklım daimi olarak Taksim'de.
Bu arada işi bıraktığımdan beri (şimdilik) iyi yol kat ettim gibi görünüyor ama tabi yeterli değil.
Bi proje var. Onun üzerine düşünüyorum sürekli bi ara anlatacağım.
DirenTaksim
Seni seviyorum.
N.
3 Temmuz 2013 Çarşamba
26 Haziran 2013 Çarşamba
Gezi Parkı / Abdullah Cömert - Ethem Sarısülük - Mehmet Ayvalıtaş
Şimdi uyandım hala kendimde değilim..
Şehit cenazesindeymiş tüm Türkiye.. Sokaklar yığınla insan. Türk bayrağına sarılı üç tane naaş halkın üstünde.
Gözlerime inanamıyorum çünkü o şehitler kim biliyor musunuz? Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük ve Mehmet Ayvalıtaş.. ve en çok ağladığım kısım da, naaşları halk taşımıyor bizzat kendileri taşıyor. Kucaklamışlar bayraklara sarılı tabutlarını..
Gözümün içine baka baka geçtiler önümden.
İnanamadım gözlerime, inanamadım.. Hayatım boyunca rüyalarımda gördüğüm hiçbir yüz bu kadar net değildi..
Çok şey söylemek istiyorum ama, şuan ne kelimeleri toparlayabiliyorum ne de kendimi.
N.
Şehit cenazesindeymiş tüm Türkiye.. Sokaklar yığınla insan. Türk bayrağına sarılı üç tane naaş halkın üstünde.
Gözlerime inanamıyorum çünkü o şehitler kim biliyor musunuz? Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük ve Mehmet Ayvalıtaş.. ve en çok ağladığım kısım da, naaşları halk taşımıyor bizzat kendileri taşıyor. Kucaklamışlar bayraklara sarılı tabutlarını..
Gözümün içine baka baka geçtiler önümden.
İnanamadım gözlerime, inanamadım.. Hayatım boyunca rüyalarımda gördüğüm hiçbir yüz bu kadar net değildi..
Çok şey söylemek istiyorum ama, şuan ne kelimeleri toparlayabiliyorum ne de kendimi.
N.
11 Haziran 2013 Salı
Diren Türkiye!
Biliyorsun Mayıs 29'dan beri ülkemizin hemen her yerinde Gezi Parkı Direnişi gerçekleştiriyoruz. Vazgeçmemiz için ellerinden geleni yaptılar, hala yapıyorlar. İnanıyorum ki bu işin sonunda kazanan taraf biz olacağız, o bağnaz; diktatör rejim ve yandaşları olmayacak hele ki tayyip hiç olmayacak.
Çok sevdiğim bir söz vardır "Zulm et ki tez yıkılasın." Neyse..
Günleri, saatleri hesaplayamıyorum artık. Geçen gün ayın 7'sindeyiz dedi biri, saçmaladığını düşündüm. Haklıydı.
Ya gündoğdudayım, ya sosyal medya başında; nefes dahi almaya korkuyorum, en azından biri mutlaka elimin altında olsun diye. Hayatım ve birçoğumuzun hayatı bu şekilde sürüyor son 15 gündür.
-Daha fazla bir şeyler yapamadığım için kendimi ölesiye suçlu hissediyorum.
-Polis gelince ortadan kaybolan, polis gidince ortalığa çıkan örgüt ya da parti bayraklı insanlar sinirlerimi zıplatıyor.
-Polisleri zaten sevmezdim, şimdi ise onlardan nefret ediyorum.(Taraflı bakıyorsun diyeceksin, hayır! Onların da gözleri, kulakları ve beyinleri var, bu adamın derdinin ne olduğunu biliyorlar ona rağmen Kendi Halkına işkence ediyorlar.)
Her şey güzel olacak.
Yorulacağız,
Uykusuz kalacağız,
Duş alamayacağız,
Dişlerimizi fırçalayamayacağız,
Sevişemeyeceğiz,
Yaralanacağız,
Öleceğiz.
Ama pes etmeyeceğiz ve her şeyi zorla güzel yapacağız.
Diren.
Seni seviyorum.
N.
Çok sevdiğim bir söz vardır "Zulm et ki tez yıkılasın." Neyse..
Günleri, saatleri hesaplayamıyorum artık. Geçen gün ayın 7'sindeyiz dedi biri, saçmaladığını düşündüm. Haklıydı.
Ya gündoğdudayım, ya sosyal medya başında; nefes dahi almaya korkuyorum, en azından biri mutlaka elimin altında olsun diye. Hayatım ve birçoğumuzun hayatı bu şekilde sürüyor son 15 gündür.
-Daha fazla bir şeyler yapamadığım için kendimi ölesiye suçlu hissediyorum.
-Polis gelince ortadan kaybolan, polis gidince ortalığa çıkan örgüt ya da parti bayraklı insanlar sinirlerimi zıplatıyor.
-Polisleri zaten sevmezdim, şimdi ise onlardan nefret ediyorum.(Taraflı bakıyorsun diyeceksin, hayır! Onların da gözleri, kulakları ve beyinleri var, bu adamın derdinin ne olduğunu biliyorlar ona rağmen Kendi Halkına işkence ediyorlar.)
Her şey güzel olacak.
Yorulacağız,
Uykusuz kalacağız,
Duş alamayacağız,
Dişlerimizi fırçalayamayacağız,
Sevişemeyeceğiz,
Yaralanacağız,
Öleceğiz.
Ama pes etmeyeceğiz ve her şeyi zorla güzel yapacağız.
Diren.
Seni seviyorum.
N.
2 Haziran 2013 Pazar
Taksim - Gezi Parkı Direnişi
Bu, neredeyse on yıldır biriktirdiğimiz, elimizden alınmaya çalışılan özgürlüğümüz, karartmaya çalışılan ruhumuz ve köreltmeye çalışılan beynimizin direnişidir.
Hiç mi direnmedik şimdiye kadar diyeceğiz, Hayır, çok direndik yalnız büyük bir farkla; birlik olmadan. Şimdi görmeyenler için şaka gibi gelecek ama iki gündür Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları; iki gündür Karşıyaka ve Göztepe taraftarları; iki gündür Dsp, Chp, Bdp vs destekleyicileri hep bir ağızdan aynı amaç için haykırıyor.
Halk tv hariç hiçbir tv kanalında halka yapılan eziyet gösterilmiyor. İçinde olmamış olsam, görmemiş; şahit olmamış olsam ben de inanmayacağım ama çıkın Alsancak'a çıkın Taksim'e, Kızılay'a ve diğer illerdeki meydanlara, haklı olduğumu; haklı olduğumuzu göreceksiniz.
Çok uzun yıllardır Tv seyreden bir insan değilim, yalnız kaç gündür özellikle seyretmeye çalışıyorum neler yayınladıklarını ve meydanlarda kan gövdeyi götürürken tv seyredenlerin; güzellik yarışmaları, yemek programları, çizgi filmler seyretmeleri tüylerimi diken diken ediyor.
Sosyal medyayı kullanmayan halkın hiçbir şeyden haberi yok..
Polis kelimesi artık benim için ihanet, hainlik ve korkuda başka hiçbir şeyi ifade etmiyor. -Korkuyu, bizim onlardan korkumuz manasında değil; onların, cehalet, bilgisizlik ve aymazlıkla bizlerden korkmalarından ve bu korkularını ancak şiddet göstererek bastırmaya çalışmaları olarak kullanıyorum.- Onlara ekmek paralarını HALK ödüyor, halk arasında bir arbede çıkarsa sadece bu olayları durdurmakla görevliler yahut oldu var sayalım halkı hükümetin aşırı tepkilerinden korumakla görevliler; hükümeti halktan (aşırı şiddet kullanarak üstelik) korumakla görevli değiller.
Bikaç gündür en merak ettiğim sorular arasında, hükümet değiştikten sonra bu polislerin napacağı var.
Güçlü olalım, birlikte olalım, pes etmeyelim. Benim ne özgürlüğümü ne de ülkemi çapulculara teslim etmeye niyetim yok.
N.
Dipnot; Daha fazla eziyet görenlerinizin yanında olamadığım, daha fazla biber gazı soluyup diğerlerinizin soluyacağı havayı azaltamadığım, tomaların suyunu eksiltemediğim, yediğiniz copları yiyemediğim için kendimi suçlu hissediyorum. Özür dilerim.
25 Mayıs 2013 Cumartesi
Victor Hugo - Notre Dame'ın Kamburu
Kitabın başından sonuna kadar o 16 yaşındaki aklı bi karış havada, insanları tanımayan ve herkesi kendi gibi sanan, olayları tartamayan ve ciddi manada sırılsıklam aşık o kızın Quasimodo'nun değerini bilmesini bekledim.
Nerden duydum bilmem, kitabı okuyana kadar Esmeralda'yı hep prenses zannediyordum ve çirkin; (Hugo'nun değimiyle) eciş bücüş, tek gözü gören, sağır ve topal Ouasimodo'ya aşık olduğunu düşünüyordum. Yanılmışım.
Victor, Claude Frollo'yu büründürdüğü Peder karakteri ile; bastırılmışlık duygusunu o kadar mükemmel anlatmış ki.. (O karakter şu şartlarda Türkiye'deki bi imamı anlatsa, hükümet Victor'u asar) Cesaretine hayran kalmamak elde değil. Ve aslında karakterler; olayın örgüsü; karakterlerin gerçekleşenlere karşı verdiği tepkiler o kadar sinir bozucu ki.. Hadi diyorsunuz artık, "Hadi bişey söyle şuna, bi cevap ver" "Lütfen" ama kimse sesinizi duymuyor tabi. Alıyor başını gidiyor Hugo..
Saygılar Bay Hugo.
Quasimodo! Üzgünüm! Ben seni severdim.
Okuyucuya da sevgiler.
Öperim.
N.
Dipnot: Victor Hugo, bakımsızlıktan yıkılmak istenen Notre Dame Katedraline dikkatleri çekmek ve katedrali yeniletmek için romanı yazmıştır. Roman insanların içine öyle bir işlemiştir ki gerçekten Quasimodo'nun orda yaşadığını düşündürmüşütr halka ve Katedral yıkılmamış aksine yenilenmiştir.
Nerden duydum bilmem, kitabı okuyana kadar Esmeralda'yı hep prenses zannediyordum ve çirkin; (Hugo'nun değimiyle) eciş bücüş, tek gözü gören, sağır ve topal Ouasimodo'ya aşık olduğunu düşünüyordum. Yanılmışım.
Victor, Claude Frollo'yu büründürdüğü Peder karakteri ile; bastırılmışlık duygusunu o kadar mükemmel anlatmış ki.. (O karakter şu şartlarda Türkiye'deki bi imamı anlatsa, hükümet Victor'u asar) Cesaretine hayran kalmamak elde değil. Ve aslında karakterler; olayın örgüsü; karakterlerin gerçekleşenlere karşı verdiği tepkiler o kadar sinir bozucu ki.. Hadi diyorsunuz artık, "Hadi bişey söyle şuna, bi cevap ver" "Lütfen" ama kimse sesinizi duymuyor tabi. Alıyor başını gidiyor Hugo..
Saygılar Bay Hugo.
Quasimodo! Üzgünüm! Ben seni severdim.
Okuyucuya da sevgiler.
Öperim.
N.
Dipnot: Victor Hugo, bakımsızlıktan yıkılmak istenen Notre Dame Katedraline dikkatleri çekmek ve katedrali yeniletmek için romanı yazmıştır. Roman insanların içine öyle bir işlemiştir ki gerçekten Quasimodo'nun orda yaşadığını düşündürmüşütr halka ve Katedral yıkılmamış aksine yenilenmiştir.
21 Mayıs 2013 Salı
Fiodor Mihayloviç Dostoyevski - Budala (İzmir Dt)
Sahnede görkemli bir Rus kadrosu. Türkçe konuşuyor olmasalar cidden inanacağım Rusya'da olduğuma.
Kitabı oyundan çok çok önce okumuş bulunduğum için aslında bi yerde oyun bana yetmedi diyebilirim. Daha uzun, daha uzun sürseydi keşke.
Dostoyevski'nin oluşturduğu Prens Mişkin karakteri tam bir ahlak ve ruh dengesine ulaşmış olgun bir insan tipidir ve Dostoyevski'nin yaşadığı dönemin sorunlarına ve değerlerine tepkisinin simgesidir.
Bunu en iyi şekilde sahneye yansıtmışlar ve tüm kötülüklere karşı her zaman saf ve iyi niyetli duygularına rağmen daimi olarak kaybediyor sevgili Mişkin.
Oldukça olağan şekilde Nastasya Filippovna'ya duyduğu tutkulu aşk ve Aglaya Yepançin'e hissettiği ölümcül sevgi arasındaki sıkışıklığı insanın resmen kalbini parçalıyor, yardım etmek istiyorsunuz; sahneye çıkıp sarılmak; "hayır Mişkin bu kadar üzülmemeli, bu kadar yıpratmamalısın kendini, görmüyor musun dünya hiç de senin gibi değil" deyip ağlamak istiyorsunuz. Tabi ki biliyorsunuz, sahnedeki tamamen bir oyun ama olmuyor..
Benim favorilerimden biri Dostoyevski tamam. Ama cidden kayırmıyorum.
Okuyun, seyredin.
Lütfen.
Sevgiyle kalınız Fiodor, Prense selamlar.
N.
Kitabı oyundan çok çok önce okumuş bulunduğum için aslında bi yerde oyun bana yetmedi diyebilirim. Daha uzun, daha uzun sürseydi keşke.
Dostoyevski'nin oluşturduğu Prens Mişkin karakteri tam bir ahlak ve ruh dengesine ulaşmış olgun bir insan tipidir ve Dostoyevski'nin yaşadığı dönemin sorunlarına ve değerlerine tepkisinin simgesidir.
Bunu en iyi şekilde sahneye yansıtmışlar ve tüm kötülüklere karşı her zaman saf ve iyi niyetli duygularına rağmen daimi olarak kaybediyor sevgili Mişkin.
Oldukça olağan şekilde Nastasya Filippovna'ya duyduğu tutkulu aşk ve Aglaya Yepançin'e hissettiği ölümcül sevgi arasındaki sıkışıklığı insanın resmen kalbini parçalıyor, yardım etmek istiyorsunuz; sahneye çıkıp sarılmak; "hayır Mişkin bu kadar üzülmemeli, bu kadar yıpratmamalısın kendini, görmüyor musun dünya hiç de senin gibi değil" deyip ağlamak istiyorsunuz. Tabi ki biliyorsunuz, sahnedeki tamamen bir oyun ama olmuyor..
Benim favorilerimden biri Dostoyevski tamam. Ama cidden kayırmıyorum.
Okuyun, seyredin.
Lütfen.
Sevgiyle kalınız Fiodor, Prense selamlar.
N.
17 Mayıs 2013 Cuma
Stickman'e
Bak; aklımdan onca şey geçiyor gün içinde, hep yazcam bunu, bunu da yazcam diyorum sonra bi bakmışım ki unutmuşum. Ya da o şeyi öyle bi yazıyorum ki kimse okumuyor, çünkü çok uzun; sıkılıyor insanlar.
Sonra yazdığım hiçbir şeye kimseciklerden yorum falan gelmiyor, bakıyorum birsürü kişi bakmış, okumuş faydalanmış sonuç olarak, ama bi "uğraşıp yazmışsın sağol" diyen yok.
Bi de sana çok gıcık oluyorum Stik. Neden diceksin, yazmak istediklerimi sen öyle kısa, güzel ve komik yazıyosun ki hem çok gülüyorum hem de sonra düşünüp deli gibi kıskançlıktan ölüyorum.
Bu kadar.
Hadi öptüm.
N.
Sonra yazdığım hiçbir şeye kimseciklerden yorum falan gelmiyor, bakıyorum birsürü kişi bakmış, okumuş faydalanmış sonuç olarak, ama bi "uğraşıp yazmışsın sağol" diyen yok.
Bi de sana çok gıcık oluyorum Stik. Neden diceksin, yazmak istediklerimi sen öyle kısa, güzel ve komik yazıyosun ki hem çok gülüyorum hem de sonra düşünüp deli gibi kıskançlıktan ölüyorum.
Bu kadar.
Hadi öptüm.
N.
İşte! Aşık olduğun kadınla sevişeceksin.
-Neden benimle sevişmiyorsun?
-Seni bi daha görememekten korkuyorum..
-Bana aşık değil misin? İşte! Aşık olduğun kadınla sevişeceksin.
-Aşığım o nedenle istemiyorum zaten.
-Saçmalıyorsun.
-Sana sarılsam, gitmeyeceksin. Seni öpsem, gitmeyeceksin. Sevişirsek ve bir gün benimle seviştiğin için pişman olup bir daha benimle görüşmemeye karar verirsen?
Şu sıralar fazlaca sevişmeli şeylere takmış olabilirim. Ama bu repliklerin gerçek olması gibi bir olasılık var mı allah aşkına?
Geçiniz bunları.
N.
-Seni bi daha görememekten korkuyorum..
-Bana aşık değil misin? İşte! Aşık olduğun kadınla sevişeceksin.
-Aşığım o nedenle istemiyorum zaten.
-Saçmalıyorsun.
-Sana sarılsam, gitmeyeceksin. Seni öpsem, gitmeyeceksin. Sevişirsek ve bir gün benimle seviştiğin için pişman olup bir daha benimle görüşmemeye karar verirsen?
Şu sıralar fazlaca sevişmeli şeylere takmış olabilirim. Ama bu repliklerin gerçek olması gibi bir olasılık var mı allah aşkına?
Geçiniz bunları.
N.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



