27 Ağustos 2012 Pazartesi

Kırcaali

En sevdiğim. Bi de kiraz olsa yanımda, en sevdiklerim olacak.



Arda'nın barajı, gizli saklı anca bu kadar çekebildim; başımızda polisler bekliyor. Fotoğraf kesinlikle yasak.

Arda

 :D



İmeç








Son üç gündür Bulgaristan'daydım. Daha önce hiç gitmediğim bir yere gittim, Kırcaali.

Gözünüzü kapatın, ufuk çizgisine kadar aklınızın aldığı her yer sarı ve yeşil. Normal olarak bu mevsimde bile yeşil olurmuş fakat bu yıl kuraklık oldukça fazlaymış, sarıların nedeni de bu kuraklık. İnsanlar kıt kanaat yaşıyor, bağın bahçen varsa yetiştirip yiyorsun yoksa dışarıdaki hayat müthiş pahalı. O nedenle hangi kadını görürseniz görün yalnızdır. Eşlerin hepsi yurt dışında çalışıyor. Ancak o şekilde hayatlarını devam ettirebiliyorlar. Belki yılda bikaç sefer görüyor kadınlar eşlerini fakat buna hem alışıklar hem de artık yadırgamıyorlar, yoksa nasıl yaşanır? Bi markete ya da pazara çıktığınızda görüp görebileceğiniz her şeyin fiyatı bizdekiyle aynı, ekmek; süt; tuz; şeker vs vs(sadece içkilerin fiyatı bize göre çok ucuz ama onların gelirleri düşük olduğu için onlara içki de pahalı geiyor.) fakat biz asgari ayda 750 tl kazanıyorsak onlar 250 leva kazanıyor ve 1 leva -1 tl 15 kr. yani ayda 280 tl kazanıyorlar ve nerdeyse hiç iş yok. Gençlerin çoğu yurt dışına gidenler haricinde evde yatıyor.


Arkadaşım ne temiz havası vardır oranın ya! Ben burda bir iki sigara içince büyük tuvaletimi anca yapıyorum, orda ne sigara içtim ne doğru düzgün yemek yedim ama daimi olarak tuvaletteyim. (! 0,8 ve Zü'ye ayrıntılar ayrıca anlatılacaktır.) Oksijen zehirlenmesinden metabolizma alt üst oldu.

Biz böyle çıtı pıtıyız komple Türkiye halkı olarak, onlar topaç gibiler maşallah. Havasından mıdır, domuz etinden midir, yağından tuzundan mıdır bilmem. Yemeklere de çok fazla uyum sağlayamıyorsunuz. Damak zevklerimiz biraz farklı, biraz derken şöyle; yediğiniz yemek ne olursa olsun içinde allahına kadar yağ var, yağdan yemeği bulamıcaksınız nerdeyse.  Bi de ısrar ediyolar ye diye, fenalık geçirtiyolar bazen insana. Sebzelerin bir lezzeti var, allahım allahım; zaten dalından koparıp yiyosun, onun da zevki başka. O meyveler, ne bileyim cevizler, bademler hepsi yıkılıyo ağaçlardan, kimsenin umrunda değil. Daha yiyeceklerin kokusunu aldığınızda kendinizden geçiyorsunuz ki lezzetini nasıl tarif edeyim. Hormon da sıfır zaten. En büyük sorun kuraklıktan nerdeyse biçok ağacın hastalanmış olması.

Yerleşim yerleri birbirine ve şehir merkezlerine çok uzak ve 18 yaşını geçen hemen herkesin şahsi bi binek aracı var. Erkeklerden çok kadın kullanıyor nerdeyse araçları. Zaten en son Varna'ya gittiğimizde kardeşimle farkettiğimiz en şaşırtıcı ve güzel şey otobüs şöförlerinin %90 kadın olmasıydı. Burda da çok farklı değil.

İnsanlar müthiş dobra, en başta çok yadırgadım ama sonra alıştım. Ayşe size kızdı mı? Hemen yapıştırıyor lafı suratınıza, sen şunu neden böyle yaptın, şunu neden dedin vs. arkadan konuşmak diye bişey kesinlikle yok. İşin garip ve güzel olan tarafı da birbirine kızan insanların küsmemesi, konuşup; tartışıp problemi bi şekilde hallediyorlar ve sonra hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar.

İnsanların hepsi çok neşeli ve çok şakacı, mutlaka ki problemleri var ama eğlenmeyi de çok iyi biliyorlar.

Sabahtan beri nerdeyse on kahve içtim ama göz kapaklarım hala yarım açabiliyorum o da zar zor. Akşam eve gideyim saat 9 dedim mi yatçam yatağa, gelen misafirleri de kovcam :D Buna siz de dahilsiniz Zü ve 0,8.

Çok zevkliydin Kırcaali, bidahaki sefere kadar iyi bak kendine.
Öperim.
N.



20 Ağustos 2012 Pazartesi

Emir Kusturica - No Smoking Orchestra (WANTED MAN)



Yehhhhuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu.

Huzurlu ve özgürüm. Daha ne isteye bilirim. yihhhuu

16 Ağustos 2012 Perşembe

Van Der Özen






9 Ağustos 2012 Perşembe

Tanju Okan- Kadınım

http://fizy.com/#s/1aj3tq

Nefes alamıyorum.
Sevdiğim o koku yok artık,
Ne olur terk etme yalnızlık çok acı,
Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte.

Hatırla o günü..
Seni öptüğümü ilk defa hayatta..

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Don Kişot 2.Bölüm

Bölüm bir geçen gün anca bitti. Gözü aç olmasın bi insanının. On tane kitap duruyo masamda ve birini bile okumuyorum; bahaneler hemen hazır, allahım allaahım kışın çok soğuk, yazın çok sıcak..

Bana kalırsa gayet eğlenceli ve güzel geçti ilk bölüm, kafamda oluşan herhangi bir soru olmamıştı açıkçası.

İkinci bölüme geçtim tabi hevesle, ben hevesle geçtim ama Cervantes anladığım kadarıyla pek hevesle geçmemiş. Büyük olasılıkla ilk bölümün yayımlanmasından sonra fazlaca eleştiri oku saplanmış kendine ve canı yanmış, hevesi kırılmış; doğal tabi ki insanın yazar olması hiçbir şeyi değiştirmiyor; heves kimde olursa olsun her türlü kırılabilir bir varlık.



Açıklamalarla başlıyorsunuz bölüme, üzülmüş Saavedra, sinirlenmiş. Muhtemel ki eleştirmenler didik didik ettiler kitabı, nesi eksik diye akla karayı seçtiler ve sonunda Saavedra'yı üzecek, hevesini kıracak, yaptığı işten vazgeçmesine kadar gidecek olan boşluğa sürükleyecek eleştiriler sundular.

Saavedra, okuyucuların; (saygısını yitirmeden) bir bölümü aynı şekilde devam etmesini dört gözle beklerken Don Kişot'un; bazıları da fazla abartılı olduğunu yazılanların gerçeklikle hiçbir yakınlığının olmamasından artık yazmayı kesmesini yahut yazacaksa da daha gerçekçi yazmasını istediklerini söylüyor. Bikaç kişi bazı soruların yanıtsız kaldığını dile getirmiş, bazı şeylerin gereksiz olduğunu.

1- Sancho'nun eşeğini kimin çaldığı ve sonraki ayrıntıların yazmadığını; eşek yokken bir anda Sancho nun eşeğin üstünde belirdiğini iddia etmişler. Eşeği, kurtardıkları ve kendilerinden dayak yedikleri mahkumlardan biri çalışmıştı ve bi gün yolda eşekle birlikte görmüşler, almışlardı eşeği.

2- Yolda karşılaştıkları adamın aşk hikayesinin gereksiz olduğunu; macera içinde maceraya koşuyorlar ve bence bunda gereksiz hiçbir şey yok, çok güzel anlatılmış; birbirine çok güzel bağlanmıştı hikayeler.

3- Sancho nun şu aşık adamdan aldığı altınlardan bir daha bahsedilmediğini, adam aldı altınları attı cebine, daha nesinden bahsetsin?

Caanım Saavedra da içerlemiş olsa gerek ki tüm ayrıntılarıyla anlatmış anlamayan okuyucuya.

Zaten çok nadirdir destek olan insan, geneli köstek olmakta öyle ustalaşmıştır ki fark etmekte bile zorlanırsınız.

N.

7 Ağustos 2012 Salı

5 Ağustos 2012 Pazar

Vişne Reçeli Yapımı

Geçen bir kavanoz vişne reçeli alacaktım ve böğürtlen zaten meyveleri tane tane değil, böyle sıfır meyve; bal kıvamında reçeller içindekiler kısmını okuyorum; renklendiriciler; kıvam arttırıcılar vuhuuu havada uçuşuyo. Yahu dedim ben artık nirvanaya ulaşmış bir insanım, koskoca domates suyu yaptım reçel mi yapamıcam? Zararlı olan bi şeker bi de olsa olsa meyveler hormonludur :D ama en azından saçma sapan şeyler olmıcak ve daha az zarar görcez dedim ve iki kilo vişne aldım.

Vişne Reçeli Yapımı,
Temizlemeye başladım vişneleri. Yaklaşık bir saat sürdü otunu çüpünü ayırıp yıkamak. 03:15 te oturdum, çekirdeklerini çıkarmaya başladım 04:30 da biraz da hızlı olmaya çalışarak bitirdim. Tencereye yerleştirdiğim 2 kg vişnenin içine 2 kg şeker boşalttım ve uyuduğumda sa:05:00 dı. Gündüz 11:30 da çalan telefonla uyandım. Orta tüpte kısık ateşte bir saat kapağı kapalı şekilde kaynattım sonra en küçük tüpe aldım orda devam ettirdim 13:30 da tüpü kapattım. NOT: REÇEL YAPARKEN TENCERENİN KAPAĞININ KAPATILMAMASI GEREKİYORMUŞ.
Vişneler biraz çekmiş kendini, kapağını kapatmasam diri diri kalacakmış, bi dahakine tencerenin kapağını kapatmayacağım :)

Sonra daha önce kuruttuğum şişelere doldurdum reçeli,
8 kavanoz 290grlık şişe oldu. Çok lezzetli görünüyor ve tadınca da lezzeti hissediyorsunuz.

Tolga'ya söyliyim London'dan gelirken bana bir adet altın madalya getirsin, benim gibi bir insan domates suyu ardından da reçel yaptıysa kesinlikle hak ediyor demektir madalyayı. :D

Dip Not: Sevgili kardeşim ve Zü. Bana olmayan yardımlarınızdan ötürü bu reçelleri 5 tatlı kaşığıyla bir porsiyon oluşturmak üzere porsiyonu 5tl den satacağım size. Bu kadar.

Reçelli ve sağlıklı kalın.
Boğazınızdan geçen her lokma, aç uyuyan ve yemek bulamayan milyonlarca insanın da midesine insin. (Değişen, gelişen dünyada dileklerimiz de farklılaşır, kendimi bildim bileli değişmeyen tek dileğim budur benim, hangi dine inanıyorsanız inanın, sizce var olsun ya da olmasın Tanrı yahut başka birşey nolur dileyin onların da doymasını belki hep birlikte istersek gereçekleşir, Tanrı da ya evren; kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin.)
N.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Domates Suyu Nasıl Yapılır?

Kendimi bildim bileli annemin evde hazırladığı lütenitsa, reçel, biber közlemesi vs vs için sürekli kızardım bağırırdım ona.

-Bu kadar uğraştığına değer mi, git al bakkaldan; üç beş lira kar yapçam diye çektiğin eziyete bak.(Asıl olarak bu kadar kızıp çemkirmemin nedeni de yardım istemesiydi sanırım :D ) Cevap şu olurdu;
-Yardım etmiyosun bari bağrınıp durma, git başımdan; yapınca yemezsin.

Ben haksızmışım gençler :D

Geçen bizimkiler Ersezgin Tarım' montaja gittiler, bunlara yedişer kasa domates vermişler hem de hormonsuz. Biz bi öğrendik, bağrış çağrış Remziye Abla ben ve Ender Abla birer kasa getirttik kendimize; tabi ikisi de domates suyu yapçaz cart curt dediler. Düşününce bana da çok mantıklı geldi, ben domatese hasta bir insan olarak yaz kış malesef hormonlu da olsa alıp yiyiorum domatesi. Benim neyim eksik ya ben de yapçam dedim. Öyle gazla benzinle çalışmıyorum genel olarak ama devreler yanmış bi kere.

DİPNOT: Tanıyan herkes bilir domates kesmeyi bile beceremeyen bir insanım, büyük doğrarım bunu hayvan mı yiyecek der kardeşim, küçük doğrarım senin dişinin kovuğuna girdi mi diye sorar. Heralde bu yemek konusunda başarısız olduğum kadar hiç bişey konusunda başarısız değilimdir. Keşke yemek yapmanın kriteri iyi sevişmek olsa, siz sevişirken Yemek; "ooo helal olsun gençlere ben hemen hazırlanayım da yorulmuşlardır bi yemek yesinler" dese :D

Domates Suyu Nasıl Yapılır?
Dün eve geldim saat 18:30. Bir güzel yıkadım domateslerimi, bi de kuruttum. Çıkardım blendırı, dörde bölüp bölüp rendeledim hepsini 5 kg domatese yaklaşık 5 yemek kaşığı tuz attım, daha doğrusu bi kasem var; o kase beş kere doldu ve her kaseye bir yemek kaşığı tuz attım. Sonra, kuruttuğum kavanozlarıma (kavanozlarım yalnız, ben doğurdum sanki :D) doldurdum yaptığım karışımı :D
5 kilo domatesten;
3 ad 750 grlık
3 ad 200 grlık ve
10 ad 290 grlık şişe doldu.



Konuşuyoruz bugün annemlesen domatesin do sunu doğrayamazdın gidip şimdi domates suyu mu yaptın deyip katlana katlana güldü. O halden bu hale geldim anlayacağınız :D

Hormonsuz kalın.
N.





28 Temmuz 2012 Cumartesi

27 Temmuz 2012 Cuma

Dostoyevski

Aslında insanın canını en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil.
Yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.


Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

26 Temmuz 2012 Perşembe

Dukan Diyeti (Bölüm 2) - Atak Evresi

Atak Evresi Süresi,
10-20 kilo vermek isteyen kişiler için 5 gün
10 kilonun altındaki hedefler için 3 gün
5 kilonun altını vermek için 1 gün



Atak Evresi Özeti;
Aşağıdaki on besin grubunundan hoşlandığınız ya da size uygun gelen gıdaları hiçbir sınırlama olmadan günün her saatinde istediğiniz kadar tüketebilirsiniz.

1- Az yağlı etler; dana ve sığır ancak sığır etinin antrikot pirzolası hariç. Etlerin ızgarada pişirilmesi ya da yağları alınarak kızartılması gerekiyor.

2- Sakatat: karaciğer, böbrek. Dana ve sığır dili (sığırda dilin ucu)

3- Yağlı, yağsız, beyaz ya da siyah etli, çiğ ya da pişmiş bütün balıklar.

4- Bütün deniz ürünleri; kabuklular ve yumuşakçalar. Vazgeçilmez midye serbest sanırım :D

5- Derileri hariç olmak kaydıyla; kaz ve ördek dışındaki bütün kümes hayvanları.

6- Yağsız jambon, yağsız hindi ve tavuk dilimleri.

7- Yumurta.

8- Yağsız süt ürünleri.

9- tuz oranı yüksek olmayan 1,5 lt su.

10- Yulaf kepeği galetası ya da süt ürünlerine katılmış 1,5 çorba kaşığı yulaf kepeği.

Günde 20 dk zorunlu yürüyüş.

Ekstralar; Kahve, çay, bitki çayları, sirke, hoş kokulu otlar, baharatlar, salatalık turşusu(kendinizi doyuracak kadar değil), limon(içecek olarak değil), tuz ve hardal (ölçülü olarak)

Yukarıdaki ekstralar ve on kategoride yer alan besinler dışında HİÇBİR ŞEYE izin yok.

Listede özel olarak belirtilmemiş her şey yasaktır.


Fikir almak isterseniz, yukarıdaki besinleri tükettiğinizde hiçbir şekilde açlık hissetmiyorsunuz, korkmanızı gerektirecek bir şey yok yani. Üstelik Bulunması çok zor olan besinler yok listede. Mesela atak evrenizi isterseniz komple yumurta peynir süt ve yoğurtla geçirebilirsiniz, hiçbir sınırlama yok. Ben yağsız ne süt bulabildim ne peynir ne de yoğurt, zaten vermem gereken 3 kilo olduğu için süre biraz uzasa da sıkıntı olmaz diye düşündüm. Şimdi 3. evredeyim yağsız sütü anca buldum. :D

Dikkat edeceğiniz kesin ve sınırlı kurallar var, bol su içmek; hiçbir şekilde şeker(küp şeker, toz şeker, çikolata, meyve suyu, kola vs vs hiçbiri yok)  ve yağ kullanmamak (yağların hepsini malesef en hayvansalından en bitkiseline kadar, tereyağ, ayçiçek yapı zeytin yağı vs; yaptığınız yemeklere yağ koymayacaksınız ya da salatalara, zaten vücudunuzdan yağ atmaya çalışıyorsunuz; yağ yemenin mantığı yok) ve yürümek.



25 Temmuz 2012 Çarşamba

Dukan Diyeti (Bölüm 1)

Normal olarak 49-50 civarlarında olurdu kilom ama şu 1 yıldır önce 52,5 sonra da 53,5 oldu tabi benim de iyice sinirlerim gerildi. Spor yapıyorum, olmuyor; deli gibi su içiyorum, olmuyor; yemek yemiyorum, olmuyor..
Kardeşim ve arkadaşımla iddiaya girdik 1 ayda 3 kilo verebileceğime dair; girdim ama nası girdim :D kaybetçem, kesin.

ilk onbeş gün resmen kilo vereceğim diye mahvoldum, su içiyorum iyice şişiyorum.. Kardeşim bikaç yıl önce almıştı ve bana hep söylüyodu şu Dukan Diyetini yap diye. Sinirlerimin tavana vurduğu bi akşam gidip aldım kitabı, okumam gereken kısma kadar okudum ve ertesi gün başladım diyete.

53,5 kilo ile başladım iddia bittiğinde diyete başlayalı 15 gün olmuştu ve ben 50,3 kiloydum. Ayın 16 sında İddiayı kaybettim ama başlamışken devam etmek daha mantıklı dedim ve 3 gün sonra yani ayın 19unda 49,2 kiloydum. :D Şu an sabitleme evresindeyim, çok dikkat edemiyorum ama ona rağmen 50 kiloyum. Ve çok mutluyum.

Diyete başladıktan sonra bir sürü safsata okudum ya  da duydum, neymiş efendim fransız diyeti ne işe yararmış bizde biz türk kadınıymışız etli olmaya adapteymiş bünyemiz vs vs; "Hıı dedim evet bünye  de biliyodu senin milliyetini.." Böyle moral kırıcı cümleleri duymayın lütfen.

Kısaca bu diyet nasıl yapılır anlatacağım daha doğrusu kitabın özet kısımlarını aynen aktaracağım ama ricam diyete başlamadan önce kitabı satın almanız.

Giriş:

Dukan diyeti  dört evreden oluşur;

1. Adım;  Atak Evresi
2. Adım; Seyir Evresi
3. Adım; Güçlendirme Evresi
4. Adım; Koruma Evresi

Hepsinin özet kısımlarını tek tek yazacağım.

Sağlıklı ve fit kalın.
Sevgiler.
N.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

..



22 Temmuz 2012 Pazar

..

Zıpladıkça alnımdan yüzüme düşen ter tanelerini hissetmek ne mükemmelmiş :D Hayatımda ilk defa bu kadar terliyorum ve bu ter hoşuma gidiyor.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

19 Temmuz 2012 Perşembe

Ne İstiyorsun Sen?

Ben; Şu sıralar hiç mutlu değilim. Zaten ne zaman mutlu oldum ki di mi? Her zaman hoşnutsuz, her zaman sıkılmış.

Ne istiyorum acaba hayattan? Ne gerçekleşmediği için huzursuzum?
Özgürlük yüzünden mi? İş kısıtlayabilir şu sıralar özgürlüğümü sadece ve sanırım onun kısıtlaması da yetiyor.
Sabah uyanıp giyinip süsleniyorsun, gidiyorsun, çalışıyorsun geliyorsun..

Ben; Vaktin boşa geçiyor yani Nadi. İstediğin bir iş değil ki, sevmiyorsun, huzurlu hissetmiyorsun kendini; yarattığın, gerçekleştirdiğin bir şey yok; dünyanın hiçbir haltına yaramıyorsun, zincirin bir halkası bile değilsin.. Oysa sen sanat yapmak istiyorsun ne bileyim bir Tiyatro sahnesinde olmak, sergilemek istiyorsun farklı hayatları; uçsuuuuz bucaksız bir yerde boyalarınla, her yeri mahvede mahvede resim çizmek istiyorsun; sen fotoğraf yapmak istiyorsun, sen o vizörle özgürleşmek o vizörle geçimini sağlamak o vizör kadar %99 olmak istiyorsun. Bütün gün oturduğun yerde bikaç rakam toplayıp zorla 10 saat doldurmak istemiyorsun, sen tüm günler senin olsun, tüm ışıklar senin olsun istiyorsun; işten eve gidip saat 20 de müsait olduğunda sadece ay ışığına kalmış olmak istemiyorsun.

Sen özgürlük istiyorsun Nadi. Nasıl dayanıyorsun söylesene bana? Ne için dayanıyorsun? Bu musun sen? Neden çekip gitmiyorsun? Cesaretini mi yitirdin? Sebep? Sen napıyosun Nadi! Söylesene bana.. Ne zaman kendine gelmeyi düşünüyorsun? Seni yaşamaktan bu kadar soğutan şey ne? Seni neşeli olmaktan, üretmekten uzaklaştıran ne? Neyin eksik?

NE İSTİYORSUN SEN?

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Aferin Pikasa (Picasa)

Bu ne burda! Herkes benim fotoğraflarımı mı görüyo deyip sildiğim tüm fotoğraflar blogumdan da silinmiş.

Tebrikler.

17 Temmuz 2012 Salı

Aferin Habipoğlu!

Büyük büyük yıkımlar yaşadığım bu günlerde hayatının bir kısmında mutlaka benimle olacağını düşünenleri çok iyi anladım. Ayıplamıyorum onları, kısıtlanmanın ve hayal ettiğiniz insanın kollarını aça aça yellozun ya da pezevengin birine gidişini seyretmek hiç hoş değilmiş.

Yollarını mutlaka kesişmiş ama birbirinin kıymetini bilememiş ya da birbirine gereken önemi o an verememiş insanlar, geri dönüşleri zorsa ve bir de cesaretleri azsa artık o ukdeyle ömürlerince yaşar. Değerlendiremedikleri fırsat genel olarak bir daha asla ellerine geçmez. Geri dönüş olsa ve insan kararlarını  ileriki yaşında düşünecekleriyle alsa.. ama nafile. İnsanoğlu olarak biraz açgözlü olduğumuz için bizi ondan daha fazla mutlu edecek, huzurlu kılacak, daha fazla ilgilenecek birini ararız; buluruz ve sonsuza kadar birlikte olmak için yemin ederiz oysa ardımızda bıraktığımızla her şey daha zor ve zevkli olacaktır.

Velhasıl öküz Ekrem Abim gitti hem şişko, hem biçimsiz, hem asosyal, hem de benim için yelloz biriyle evlendi; şak diye de koymuş fotoğrafı zakırbörgün sosyal şeysine; kalbime iniyodu ya. Kız da kaldırmış cüzdanı gülüyo, tapusu onda ya artık.. Dikkat et böbeğim orman arazisi olmasın, 2B'yle uğraşma sonra.

Hayır adam eski güreşçi, o omuzları sadece görünce bile içiniz eriyo, saçı sakalı, konuşması, elleri ayakları allahım bebek gibi ya, hele bi de bi duruşu var, çakı gibi yani insanını baktıkça bakası geliyor. Öyle tiksindircek kadar değil fakat vücut bildiğiniz komple kas; açıp bakmadım tabi ama aynı ortamda bulunuyoruz hep, erkekler serinlik için yarıçıplak oturabiliyor tabi ya ordan görüyoruz ya da yüzmeye gidersek birlikle. Kültür zaten tartışılmayacak seviyelerde; yaa bu adam gidip nasıl o alacası içinde fesatla evlenir ya.

Ekrem Abi yani buna mı kaldın, cillop gibi hatunlar var; hayır ben bununla evlencem deseydin önceden ben hakkımdan feragat edip sırf  seni o yellozdan korumak için evlenirdim seninle, bunu mu istiyosun? Ha! Ne istiyosun sen? Sakın getirme onu buraya bak valla kafasını duvara duvara vururum, hele ki bizimle aynı ortama oturtmaya hiç kalkma.. Sen nasıl gidip evlenirsin onla ya? Sinirlerim zıplıyo be düşündükçe. Siz şimdi sevişiyosunuzdur da, aaaaaa... O şişmanın neresiyle sevişiosun söylesene bana? Löp löp yağ, insanın midesi kalkar be.
Seni allah bildiği gibi yapsın Ekrem Abi, o kızla sevgili olduğunda sıçmıştın, şimdi tüyünü dikiyosun. Ayıp be, kaç kişiyi arkandan baktırıyosun bi bilsen.. Bu ahlarla ıh mutlu olursun sen. O kızı terkedip gelceksin geri duydun mu? Ada satın alcam gerekirse, bol bol kızla doldururum içini en azından gözümün önünde olursun. Ağlamak istiyorum, bu nasıl keder ya.

İyi halt yedin Ekrem Abi,
Tebrikler.
N.



Al! düğün armağanı;


13 Temmuz 2012 Cuma

13. Cuma

Müslüman ülkeler hariç genel olarak diğer dinlere mensup insanların bir çoğunun bir inanışı var 13. Cuma Kabusu.

Birçok rivayet var bu konuda Valhalla da bir cuma günü düzenlenen partiye 12 tanrı çağırılmıştır, kötü tanrı Odin davetsiz olarak gelmiş ve grubu 13 kişiye çıkarmıştır. Hod'un Balder'e saldırması için onu kışkırtmış ve Balder'in öldürülmesine neden olmuştur.




İsminizde 13 harf varsa şeytanın laneti bulaşmıştır size; charles manson; karındeşen jack vs vs gibi.


İsa cuma günü çarmıha gerilmiş adem ve havva da yasak meyveyi cuma günü yemişlerdir.


Britanya'da 13. cumaya denk gelen her gün kazalar %52 daha fazla oluyor.


Amerika'da 17 ile 21 milyon kişi 13. cumadan korktuğu için gündelik işlerini yerine getiremiyor.

vs vs vs

Ve

İstanbul'un fethedilişi 1453; 1+4+5+3= 13 :D müslümanların mübarek saydıkları gün de cuma.

Burdan çıkarılacak sonuç şudur, kim korkarsa korsun 13. cumalardan; bizim korkmamızı gerektirecek hiçbir neden yok. Hatta herkes benim gibi gayet de sevmeleri 13. cumaları :)

N.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Güngör Dilmen'e

Ben Anadolu'yu izlediniz mi bilmem. Tam bir baş yapıt. Yıldız Kenter tek başına oynamıştı o oyunu, izleyeniniz izlemiştir. Ben henüz küçüktüm ve o oyuna gidecek kadar para biriktirememiştim, biraz pahalıydı biletler.

Eskişehir'de izledim ben ve oyunun çıkışında resmen dağılmıştım.

Hayatımın şu noktasına kadar seyrettiğim en mükemmel oyun Ben Anadolu'dur. Bir daha da Güngör Dilmen'in hiçbir oyununu izleyemedim. Eminim hepsi birbirinden mükemmellerdir.



Şimdi yokluğunu kabul etmek çok zor. Ama sen rahat nefes al Güngör Abi, en azından İzmir'desin, korkma; hiç kimse hiç bişey yapamaz burda tiyatroya. Sokakta oynanır yine oynanır; biz sokakta seyretmeye de para veririz, zorumuza da gitmez; yeter ki devam etsin tiyatro.

Sevgiyle kal Güngör Abi.
Huzurla kal.
Bizim için dua et ki şu başımızdaki kendini bilmezler bir an önce defolsun.
Ya da cesaretimizi toplayıp biz defedelim onları.
Öperim.
N.