9 Haziran 2009 Salı

..


..

All l wanna say is that
They don't really care about us

..

19 Mayıs 2009 Salı

15-16-17 Mayıs 09/Çanakkale (Fotoğraf Festivali)

Okulun bizi karşılamasının pek içten ve misafirperver olduğu söylenemez hatta onlarla geçirdiğimiz en güzel zaman olardan ayrıldığımız andı :) onun dışında çok güzel iki gün geçirdik, gezdik, yüzdük, Fotoğraf(?) gösterilerini izledik..

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Beyaz Diş / Jack London



Bu ışık duvarı çok acayipti. Babasının, ışığın içine doğru yürüyerek kaybolup gitme özelliği vardı. Gri yavru bunu bir türlü anlayamıyordu.
Yavru Kurt, ağaçların arasında yürüdü. Aynı anda onları hem gördü hem kokularını aldı. Önünde, arka ayakları üzerinde duran, daha önce hiç görmediği cinsten beş canlı duruyordu.
Kurtlara özgü o yakınlıktan hoşlanmama dürtüsü onda fazlasıyla vardı. Başka bir bedenle uzun süre temas halinde olmaya dayanamıyordu. Bu onu çılgına döndürüyordu. Uzak olmalıydı o, öazgür.. Kendi başına olmalıydı ve hiçbir canlıyla gereksiz yere fazla temasa girmemeliydi.

Karamazov Kardeşler'den sonra okuduğum en Mükemmel kitaptı.

18 Nisan 2009 Cumartesi

18 Nisan 09/Evren

Evet beybiler :) bugün bendenizin doğumgünü :) nice mutlu yılar diliyorum kendime; sağlıklı, başarılı, huzurlu ve aşk dolu bir sene beklesin beni mümkünse; bunu istiyorum evrenden. Uzun soluklu düşünecek olursak ise; tüm dünyayı dolaşabilecek maddi güce ve kendi içimde huzuru; sakinliği sağlayacak manevi güce sahip olayım. Bedenimi, kişiliğimi, kültürümü gelştirecek işler yapmayı; daha fazla kitap okuyup daha fazla insanla fikir alışverişinde bulunmayı ve bu insanları nitelikli kişilerden seçmeyi diliyorum kendim için. Dünya görüşümü geliştirmeyi, her yeni günde kendime birşeyler katmış olmayı, beynini ve gözlerini açık tutan bir insan olmayı diliyorum, hiçbir konuda at gözlüğü kullanmayayım ve önyargılarım olmasın. Sevgi, ömrümün hiçbir noktasında uzak kalmasın benden çünkü hayatımda herşeye anlam veren temel zemin sevgidir. Yaptığım her işte kendimi yeniden yaratayım ve dönüp ardıma baktığımda yaptığıma ben de hayran kalayım. Yine kısa soluklu bir dilekte bulunursam; birkaç ay içinde bir D80 ya da D60'ım olsun ve uzun soluklu zamanda harika bir fotoğrafçı olayım.

11 Nisan 2009 Cumartesi

29 Mart 2009 Pazar

27 Mart 09-Sahilevleri


Ben İçeri Düştüğümden Beri



Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ona sorarsanız: ’Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman...’
Bana sorarsanız: ‘On senesi ömrümün...’
Bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi
Ona sorarsanız: ’Bütün bi hayat...’
Bana sorarsanız: ‘Adam sende bi hafta...’
Katillikten yatan Osman; ben içeri düştüğümden beri
Yedibuçuğu doldurup çıktı.
Dolaştı dışarda bi vakit,
Sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar.
Dün mektubu geldi; evlenmiş, bi çocuğu olacakmış baharda...

Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene ana rahmine düşen çocuklar.
Ve o yılın titrek, uzun bacaklı tayları,
Rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldu çoktan.
Fakat zeytin fidanları hala fidan, hala çocuktur.

Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde, ben içeri düştüğümden beri...
Ve bizim hane halkı, bilmediğim bir sokakta, görmediğim bi evde oturuyor

Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek, ben içeri düştüğüm sene
Sonra vesikaya bindi
Bizim burda, içerde
Birbirini vurdu millet, yumruk kadar simsiyah bi tayin için
Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız

Ben içeri düştüğüm sene, ikincisi başlamamıştı henüz
Daşov kampında fırınlar yakılmamış, atom bombası atılmamıştı Hiroşimaya
Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman
Sonra kapandı resmen o fasıl, şimdi üçünden bahsediyor amerikan doları
Fakat gün ışığı her şeye rağmen, ben içeri düştüğümden beri
Ve karanlığın kenarından, onlar ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular yarı yarıya

Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine
‘Onlar ki; toprakta karınca, su da balık, havada kuş kadar çokturlar.
Korkak, cesur, cahil ve çocukturlar,
Ve kahreden yaratan ki onlardır,
Şarkılarda yalnız onların maceraları vardır’

Ve gayrısı
Mesela, benim on sene yatmam
Laf’ı güzaf...
.

Nazım Hikmet Ran



Tarif edilemeyecek kadar mükemmel..

25 Mart 2009 Çarşamba

Fotoğraf-Bilgi-Protein


-Bilgi %84 görme ile kaydedilir. Misal, kaçımız sevgilisinin kokusunu biliyor?
-Alp, Han-ım, eski türk bilge ve güçlü kadınlar. Anaerkil-Mükemmel. Merak; sanı ve güdüler akıldan daha değerlidir.
-Siyah(Alp-Kadın)-Beyaz(Saflık)-Kırmızı(Doğurganlık)= Türk Kadını.
-Apollon=Güneş Tapınağı.
-Truva; Kudüs; Mekke; Eskişehir; diğer 3?
-Çanakkale savaşı sonunda Mustafa Kemal Atatürk; "Bu Truva'nın Karşılığıydı."
-Özgürlük-Özgünlük.
-Sınırlı, izinli bilgi veriliyor bize.
-FOTOĞRAF, ne ise o dur; Yaşama en yakın şeydir.
-Çirkin -EstetiK- Güzel.
-Zaman; Hız arttıkça farkedebileceğimiz bir enerjidir.
-Kafasına ne koyduysan, kişi o kadar algılar.
-Bize öyle bilgiler öğretildi ki, kendimiz olmamak için.
-Aittir'e kodlandık.
-Sümer dili; Türk dilidir.
-Kullanamdığımız olağanüstü güçler.
-İzinli olanları seçiyoruz; seçilmişi seçiyoruz; bu, hiçliktir.
-FOTOĞRAF; seçicilik yanınızı açıyor.
-Ağlamanın noronlar üzerindeki etkisi mükemmeldir.
-Gülme tekniklerini öğren.
-Güneş Dil Teorisi'ni oku.
-FOTOĞRAF; sizi, kendi iç beninizin dili haline getiriyor.
-Bize öğretilenler; kaygı-korku-tedirginlik
-FOTOĞRAF; ışıkla sevişmektir.
-Herşeye zıttıyla birlikte bak! Zıtlıklar, güçte birlik yaratır.
-FOTOĞRAF; zıtlıkların birliğidir.
-Öglit; zaman kavramı-Türkler.
-Huban Arığ-Türksay Yayınları.

28 Şubat 2009 Cumartesi

Eski Çin’de 9 ayrı yerde 9 ayrı isimle kendini yeniden yaratan ressamın öyküsü


Adam 9 ayrı Kantonda 9 ayrı isimle kendini yeniden var ediyor. Her seferinde o kadar, bir öncekine benzemeyen tarzda bir şey yaratıyor, insanlar onun bambaşka biri olduğunu algılar ve zanneder hale geliyor. Değişikliğin, değişkenliğin ve benzememenin bu kadar iyi bir örneği olabilir mi? Bir işi yaparken, bir başka iş daha yapabilirsin ama aynı şeyi 9 ayrı seferde ve 9 ayrı disiplinle yapmak çok apayrı ve olağanüstü saygı duyulacak bir şey bence… Ailelerimiz eğitimimizde çocukluğumuzdan beri hep bir hata yapıyorlar ve bizi tek bir alana yönlendiriliyorlar. Yani aile, kendi isteğine göre “benim yavrum mühendis olacak” gibi dayatmalarla, o tarafa doğru yönlendirir. Rahat bıraksalar, belki çok farklı bir şey olacak. TRT çocuk kulübündeyken, Hikmet Şimşek isminde bir koro şefi vardı, asıl mesleği doktorluktu. Bir türlü çözemediler; “bir doktor nasıl koro şefi olabilir?” diye… Neden olmasın? Bir insan hem doktor, hem koro şefi, hem de futbolcu olabilir. bizde bu yönlendirme yüzünden, insanlar bir türlü anlayamıyorlar. Albüm çıkarttığım zaman da aynı sıkıntı oldu. “Aa siz albüm mü çıkarttınız? Peki, aldınız mı böyle bir eğitim?” diye sordular. Peki ben oyunculuk okulu niye okudum? Oyunculukta şan dersi var, dans dersi var… Üstelik illa ki belli bir KARİYERDE kalmak gerekmiyor. Oradan hareket edip, sadece zevk veya kendini denemek ve öğrenmek , o kategoride ne olduğunu anlamak için yapabilirsin BİRŞEYİ. kendimi dekatloncuya benzetiyorum. Mesela; “Televizyon programında isminizin önüne ne yazalım?” diye soruyorlar. Ben de “Hiçbir şey” diyorum. Adım Toprak, soyadım Sergen. Beni oyuncu, sunucu gibi sıfatlarla kodlamayın LÜTFEN. ne bunların herhangi biriyim, ne de hepsiyim. Karşımdaki insan beni nasıl algılıyorsa öyle algılasın. Bu, daha demokrat ve daha özgürlükçü bir bakış açısı bence.


Toprak Sergen

27 Şubat 2009 Cuma

Hasat Zamanı


Altın harflerle yaz mahlasımı. Halvetim kasvet, kem gözlere şiş.
Cadü ya herru, ya merru, kafkef, gölge harâmilerine bir selam çak.
Abile patladı, demlenir simam, nüşinrevan'dan handan ummam ben.
Ahu-yi felek mum, ben şamdan. Düşmez kalkmaz bir Allah'tır uyan.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Ziller ve İpler


İnsanların ne kadar kötü olduğnu görmek beni şaşırtmıyor fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum.


Grimaldi Lines&Emes

16 Ocak 2009 Cuma

..

..

24 Aralık 2008 Çarşamba

Hala-The Corrs and Bono/Summer Wine


[Andrea]
Strawberries, cherries and an angel's kiss in spring....
My summer wine is really made from all these things

[Bono]
I walked in town on silver spurs that jingled to
and sang a song that I had sang just for a few
She saw my silver spurs and said let's pass some time
And I will give to you...summer wine

[Andrea and Bono]
Ohhhh...summer wine

[Andrea]
Strawberries, cherries and an angel's kiss in spring....
My summer wine is really made from all these things
Take off your silver spurs and help me pass the time
And I will give to you.....summer wine

[Andrea and Bono]
Ohhhh....summer wine

[Bono]
My eyes grew heavy and my lips they could not speak
I tried to stand up but I could not find my feet
she reassured me with an unfamiliar line
And then she gave to me...more summer wine

[Andrea and Bono]
Ohhhh....summer wine

[Andrea]
Strawberries, cherries and an angel's kiss in spring....
My summer wine is really made from all these things
Take off your silver spurs and help me pass the time
And I will give to you.....summer wine

[Andrea and Bono]
Ohhhh....summer wine

When we woke up, the sun was shining in our eyes
The silver spurs were gone, my head felt twice its size
She took my silver spurs, a dollar and a dime
And left us craving for.....more summer wine
Ohhh..summer wine...

(Yalnızlık, ömrüm boyunca tanımadığım bir yabancıydı; şimdilerde onunla uyanır oldum.)
Fazla kırılganım sanırım, ya da onlar çok kaba bana karşı. Burukluk hissediyrum küçücük yüreğimde; anlam veremiyorum bazı şeylere ve insanlara.
Bu arada ilk ve zannediyorum tek olacak yılbaşı hediyemi de aldım vkkk'dan.

Oooo Summer Wine.. Eminim birgün biryerde bulacaksın beni ya da karşılaşacağız..

6 Aralık 2008 Cumartesi

05 Aralık 08/İzmir

Süleyman'ın doğumgünü.

4 Kasım 2008 Salı

24-26 Ekim 08/Ankara



Salonda kahkahanı unutmuşsun
Yatağımda hem kokunu hem de saç telini
Diş fırçanı bırakmışsın bana hatıra,
Korkuyorum sensizlik dokunacak bana.
Kenan ÇELİK

15 Ekim 2008 Çarşamba

Awake/Clay/Hayden Christensen-Hala Ahi Ocağı


'Eğer yeniden hayata başlayabilseydim,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
İlkinde olmadığım kadar neşeli olurdum,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik asla sorun bile olmazdı.
Daha fazla risk alırdım hayatta.
Daha fazla Seyahat ederdim,.
Daha çok güneşin doğuşunu izler,
Daha çok dağa tırmanır,
Daha çok nehirde yüzerdim.
Daha çok görmediğim yere giderdim.
Daha az bezelye ve doyasıya dondurma yerdim,
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Elbette mutlu anlarım oldu ama
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem.
Hayat budur zaten:
Anlar, sadece anlar.
Siz de anı yaşayın.
Her yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan
Gitmeyen insanlardandım ben.
Eğer hayata yeniden başlayabilseydim,
Yanımda hiç bir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atar.
Ve sonbahar bitene kadar çıplak ayaklarla yürürdüm.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı, eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
Ölüyorum…'

Jorge Luis Borges

14 Ekim 2008 Salı

+/Ahi Ocağı




Konuşulan söz sessizce beslenen her düşünceden daha güçlüdür. Ancak konuşurken içeriğin ve kullandığınız sözcüklerin mümkün olduğunca pozitif olmasına ve pozitif düşüncenizin böylece konuşma tarzınıza da yansımasına ve güçlenmesine özellikle dikkat etmelisiniz. Bu nedenle korku, nefret, yoksulluk, hastalık, anlamsızlık vs. gibi sözcükleri kullanmaktan kaçınmalısınız. Bu tip negatif sözcükler hayat gücünüzü ve hayat sartlarınızı olumsuz etkileyen enerjiler oluşturmaktadırlar.
Pozitif olmak yolunda basarılı olabilmek için her negatif düşünceyi sabırla pozitif bir düşünceyle değiştirmeniz ve gelecekte benzer hatalar yapmamak için her hatalı davranışı zihninizde düzeltmeniz yararlı olacaktır. Aynı şekilde noksanlık ifade eden veya olumsuz olan her sözcüğü güven ve başarı ifade eden sözcüklerle değiştirmelisiniz.

21 Eylül 2008 Pazar

"BEZDE KUTSALLIK ARANACAKSA, O ZAMAN ,EN ÖNEMLİ YERLERİ ÖRTTÜĞÜ İÇİN , EN KUTSAL ÖRTÜ DONDUR ! "



"Arap'larda kadina nasil isim konulur.
Ahmet Durmaz benim Urfalı bir dostumdur, kendisi ile
çeşitli konularda çok güzel sohbetlerimiz olur, Ankaraya

geldiği zaman ziyaretime gelir. Kendisine google derimçünkü

yanıtlayamayacağı soru yoktur.

Okuma konusunda bir kitap kurdudur ve hayatı da kör olma
dışında biraz Eric Hoffere benzer.
Ahmet Durmaz dostum diyor ki sorun yalnız kadını
örtmek veya açmak değil, sorun kimlik ve kişilik sorunudur, örtünme,
peçe bunların yanında zurnanın son deliğidir.
Bu ifadesini şu sözlerle delillendiriyor Araplarda
kadınların adları yoktur. Kadınlara ya numara, ya da tip ve fizyolojik
görünümlerine göre bir takım sıfatlar verilir. Örnekler:


Elif: Arap alfabesinin birinci harfi, aynı zamanda
arap rakamlarında bir rakamını ifade eder

Saniye: Sani Arapça iki demektir doğan ikinci kıza
Saniye adı verilir (eski dilde ikinci; cümle içinde örnek fazında
vermek gerekirse 'sultan mahmud-u sani.. yani ikinci Mahmut')
Tılte: Telat veya Türkçede selaseden türemedir 3.
demektir. Bu isim Anadoluda pek görülmez ama Harranda Araplarda çok
bulunur
Raba. Arapçada dörttür. Rabia dördüncü demektir.
Anadoluda yaygın bir addır, geçmişte çile çekmiş bir İslam kadının
adıdır.
Hamse: Arapça beş demektir Bu isim Harran yöresi
Arapları dışında Anadoluda pek bulunmaz.
Sitte: Harranda yaygın bir isim olan Sitte Arapça
altı demektir
Sabe: Arapça yedi demektir, bu kelime çok
değişiklik geçirmiş Sabiha olmuş, İbrahim Tatlıses Sabuha ifadesi ile
kullanmıştır.
Sevgili Ahmet Durmaz sekiz ve dokuz rakamı ile ilgili
isim var mıydı bilmiyor ama yediden sonra Arapların yazi ismini
koyduklarını söylüyor
bu yeter anlamına geliyormuş.
Dostumun bilgilendirme mektubu şöyle devam ediyor;
Her zaman ilk doğan kıza Elif adı konmaz, Bazen de
Ayşe adını koyarlar, eve ilk gelen kıza evin iaşe işlerini
çekip çevirecek gözüyle bakıldığı için Ayşe adı konulur,
bazen aş pişirme beklendiği için Avvaş adı konuşlur.
Erken doğan prematüre kıza Hadice adı verilir ,
Hadice Arapçada erken doğmuş prematür kız anlamına gelir.
Çelimsiz ve ufak tefek doğan kızlara Fatma adı verilir, fatma Arapçada
süt yanığı, süt kesiği anlamına gelir.
Koyu renkli doğan kızlara esmer anlamına gelen
Semra adı verilir.,
Biraz açık renkli ise aydınlık açık anlamına
gelen Zehra adı verilir,
iyice beyaz ise Beyza adı verilir
Bu bilgilerin ışığında hakikaten kadının
Arabistanda veya Araplarda kimlik ve kişilik sorunlarının örtünme, peçe ve
çarşafa girmeden daha öncelikli olduğu düşünülebilir.
Anadoluda kadın numaralandırılmaz ve sıfatla
çağırılmaz,

Türklerde ve Anadoluda kadın bir şahsiyettir,
bir kimliğe sahiptir.

Hanımağadır, hanım efendidir, kraliçedir, Tanrıçadır.

Arap kültürünün ikinci plana ittiği numaralı vya sıfatlı bir nesne değildir.
Bu bilgilerin, Arap yaşamına ve tarzına özenen kadınlarımız

tarafından da gözden geçirilmesini dilerim.
Türk gibi yaşamak, Anadolu kültürü ile yaşamak
kadın kişiliği ve onuru için önemli bir merhaledir."

oğuzkan bölükbaşı

Hayatımda ilk defa Zekeriya Beyaz (Hoca demek istiyorum, çok saygı duydum bu sözlerinden sonra çünkü) Hocanın sözüne destek verdim: "BEZDE KUTSALLIK ARANACAKSA, O ZAMAN ,EN ÖNEMLİ YERLERİ ÖRTTÜĞÜ İÇİN , EN KUTSAL ÖRTÜ DONDUR ! " ...

Bi de Bursa'da yaşayan bir kuzenimden komedi ötesi bişey duydum, hani hanımlar saçlarını yaptırırı kuaförlere ve tonlarca para verir ya; bizimkiler türban yaptırıomuş :D ona tonla para veriolarmış :D

9 Eylül 2008 Salı

lt's time to face the flame



Evrende kaos yoktur. Başına gelen ve gelecek olan herşeyin bir amacı vardır. Her deneyim dersler içerir. Önemsiz şeyleri büyütmeyi bırak.
Seni birşeylerden her alıkoyuşlarında onların ateşini körüklemş olursun. Ancak korkularını keşfettiğinde yaşamı keşfedersin.


Birşeyi zihninizde canlandırmanız, onu gerçekleştirebileceğiniz anlamına gelir. Bunun sebebi, beynin yaptığınız şeyin gerçek mi, yoksa gerçeğin bir kopyası mı olduğunu ayırt edememesidir. :D

27 Ağustos 2008 Çarşamba

17-20.08.08/Karşıyaka-Buca (Glsn TK)

Hayatındaki herşeye anlam veren temel zemin ne? Sevgi. Konuşmak kadar susmanın da ne kadar değerli olduğunu öğreniyorum yavaşça. Herşey olması gerektiği gibi, hızlı ve erken yaşanan hiçbirşey yok, zamanımız BİZ'e birşey olmadığı sürece gayet yeterli. Değişim insanları şaşırtıyor (açıkçası en çok da onun şaşırması hoşuma gidiyor) ve inanmakta güçlük çekiyorlar. Ben herzaman söylerdim ben mükemmel bir sevgili, mükemmel bir eş, mükemmel bir anne olurum diye; yeter ki aşık olayım ;)
Harikaydı umarım Allah bize de böyle bir düğün nasib eder ve onun kadar güzel gelinler oluruz.