5 Haziran 2015 Cuma

Kürtler hakkında

Ben Bulgaristan göçmeniyim. Türküm, iskan politikasıyla; avrupada alınan topraklara yerleştirilen isyankar Karamanoğullarından.

Beş yaşıma kadar Varna'da yaşadım. Genelde oradaki Türkler batıda yaşarlar, biz doğudaydık; çok nadirdir oralarda Türkler. Biz çok olmasa da, annemler ve onların buyukleri müthiş zorluk çekmişler. Ben çok da farkında olduğumu zannetmiyorum türk olduğumu, zaten beş yaşına kadar türkçe bilmezdim, evde belki konuşulurdu ama benim tüm çevrem Bulgar'dı ve oradaki birçok şeyi hatırlamama rağmen türkçe konuştuğumu hiç hatırlamam. Türkçeyi Türkiye'ye gelince öğrendim.
Bu arada en az beş yılda bir gidiyoruz oraya, çift vatandaşız hala orda haklarımız var, toprak sahibi olabiliyoruz, iş kurabiliyoruz, emekli maaşı alanlar var, oy kullanabiliyoruz; seçimlerde mesela türkiyenin belirli bölgelerine sandıklar geliyor ve biz de oradaki türk partilere oy atıyoruz oradaki vatandaşlarımızın haklarını korusunlar diye. Tatile gittiğimizde bize garip garip baktıklarını seziyoruz türk olduğumuzu anladıkları için, ortalıkta türkçe konuşan çok ama batı bölgelerde yani türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde; gerçi orada da devlet dairelerinde hatta marketlerde bile türkçe bilmelerine rağmen konuşmaya çekiniyor insanlar. Varna'da devlet dairesine gittiğinizde bulgarca birşeyler soruyorlar mutlaka, cevap bekliyorlar; dili bilmediğinizi farkedince köpürüyorlar, "hem dilimizi bilmiyorlar hem bizim vatandaşımızlar, atmak lazım bunları vatandaşlıktan" falan diye, hiç sesimizi çıkaramıyoruz tabi, çünkü annem ve babam orayı vatanları biliyor ve vatandaşlığından çıkmak istemiyorlar, çocuklukları orda, gençlikleri, hayalleri..

Neye benziyor anlattıklarım? Türkiyedeki kürtlere mi? Ama onların pkksı var diyeceksiniz, evet asla onayladığım ve hoşlandığım birşey değil, biz her şeylerine boyun eğdik bulgarların; haklarımızı aradığımızda katledildik. Dağa falan çıkmadık, onlardan insan öldürmedik, çocuk, kadın, yaşlı vs; belki çatışmalar olmuştur tabi ama derinini bilemem o kadar araştırmadım; tabi biliyorsunuz her millet kendini sütten çıkmış ak kaşık olarak tanıtır, kötü şeyler olsa da türkler anlatmazdı bunu.

Belki bi 7-8 yıla kadar kürtler konusunda astığım astık kestiğim kestiktim, sonra ne kadar ortak yönümüz olduğunu gördüm ve utandım kendimden düşündüklerim için. Haklarının olmadığını insanca yaşayamadıklarını söylediklerine sahit oldum biçok kez ve şiddetle karşı çıktım, elektriğinizi bile biz ödüyoruz diye, evet biz ödüyoruz doğru söylüyorum ama yürürlerken veya kendi aralarında kürtçe konuşurlarken falan öyle bir bakıyoruz ki bu bile kendilerini aşağılık hissetmelerine, bu ülkede insan gibi yaşayamadıklarını düşünmeye yeter de artar bile.

Hdp ye oy vermeyeceğim, akpye asla, mhpye de vermeyeceğim, chpye de vermek istemiyorum; hiçbirini hakikaten desteklemiyorum; güvenmiyorum hiçbirine gerçi dürüst olsalar politikacı olmazlar ya neyse.

Demem o ki biraz sakin yaklaşın olaya, geçmişte çok şey oldu evet unutamıyoruz, affedemiyoruz haklısınız; onlar da bizi affedemiyorlar belki ama napalım olanla ölene çare yok biliyoruz ki. Hepimiz insanız ve insanca yaşamaya hepimizin hakkı var, temsil edilmeye hepimizin hakkı var.

Lütfen, birbirimizi başkalaştırmayalım, hepimize yetecek kadar toprağımız var.

19 Mayıs 2015 Salı

Yırtık don muhabbeti

Ya yeni böyle dantelli mantelli seksi bi çamaşır alıyosun tamam mı, bin bir türlü hayalle falan; içinde çok seks göründüğünü düşünüyorsun; hayır iyi de para veriyosun dona yani. Allahın cezası tualetini yapıp çekerken kendilerini, çok sevgili parmaklarından biri danteline giriyor ve..  O anki hisleri nasıl anlatabilirim bilemiyorum.

Ben de günlük ped kullanan bir şahıstım sene başına kadar, sonra farkettim ki böyle penye ama eski bir ton donum var, yenilerini giymeye fırsat bile bulamıyorum. Karar verdim, günde iki tane falan değiştiriyorum eskisinler, yırtılsınlar, yıpransınlar da artık onları atıp yenilerine geçeyim diye. Anacım bi bok olmuyo hiçbirine. Hayır bi tane o dantelli efsane donlardan birini giymeye kalksam anında yırtılır bunları sene başından beri deli gibi giyiyorum, bişey olsun biri ya. Bişey olsun, atayım artık. Bıktım.

29 Nisan 2015 Çarşamba

Ölüm

Bu konuda hiç yazmadım sanırım.

Ben amcamı çok severim. Belki fiziki olarak çok vakit geçirmedik ama ruhsal olarak oldukça bağlıyımdır ona.

Bir salı akşamı fotoğraf dersinden çıktım, tesadüf olarak en yakın arkadaşlarımdan biriyle buluştuk ki cidden dışarıda buluşma işini çok nadir yaparız. Güldük eğlendik. Eve yaklaşınca abisi bizi almaya geldi, hala gülüp eğleniyoruz. Telefonum çaldı, arayan annem. Eve gelmemi istedi. Geç geleceğim dedim. Israr etti. Biraz geç kalacağım diye üsteledim. Amcan dedi. En son biri hakkında bunu söylediğinde "Gülşen ablanın bebeği.." bahsettiği varlık hayatını kaybetmişti. Korkup, noldu amcama dedim. Söylemedi. Üsteledim, noldu amca dedim. Sakin ol, dedi. Sonra kiminle nerde olduğumu sordu, belki de güvende olup olmadığımı öğrenmek içindi. Söyledim. Anne ne oldu amcama söylesene diye yükselttim sesimi. Sakin ol, amcanı kaybettik dedi.

AMCANI KAYBETTİK. AMCANI KAYBETTİK. AMCANI... AMCANI KAYBETTİK. KAYBETTİK.. KAYBETTİK.. YANKILANDI, SONRA DAHA ÇOK YANKILANDI..

O akşam Zü ve Ali olmasa napardım bilmiyorum..

Bilirsiniz, Sizin hiç babanız öldü mü? Der efsane bir şiirinde Cemal Süreyya.

Sizin hiç amcanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler;
Amcamdan ummazdım bunu,
...

Amca! Nasıl gittin? Nasıl gidersin?

Seni seviyorum. Canın yeğenin.
N.

Dipnot; İçmeyin! içki sirozdur, siroz ölüm.

27 Nisan 2015 Pazartesi

Acı ve mutluluğun döngüselliği hakkında

Çok hoş olmayan bir dönem atlattım(sayılır) hayatıma etkileri maalesef ki hala devam ediyor, resmi bir durum var o da hallolsa güzel bir döneme geçiş yapacağım.

Kendi kendime hep takardım, ay ben mutlu olmayacak mıyım, ay zart ay zurt diye. Son bir yıldır her şey güzel olcak vs gibi laflarla kendimi avutuyordum. Meğer avutma falan değil bu düpedüz kandırma imiş. Çünkü;

"Modern insan mutluluk hedefiyle yasiyor. Hic gerceklesmeyecek bir yalan. Cunku hayat, acilarin ve iyilesmelerin, yaralanmalarin ve ayaga kalkmalarin birbirini dongusel olarak takip ettigi bir butun."

diyor terapistin biri. Valla düşününce oldukça da haklı.

Hayır öyle ya da böyle bir acı bir mutluluk, bir yıkım bi toparlanma vs olacaksa neden üzülüyorum lan ben?

Hadi biraz daha güç. Yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim gibi, hadi bebeğim biraz daha güç. Bak hiç kimse, hiçbir şekilde öğretemezdi sana bunları, hadi biraz daha sabır.

Öperim güzel ruhumu.
:*
N.

Canım kelimesinin benim için önemi hakkında

Canım kelimesi benim için çok değerlidir. Ağzımda laçkalaştırdığım bir kelime olmamıştır, gerçekten canımdan gördüğüm canım kadar değer verdiğim insanlara söylerim(dim, bunca insanla sürekli yakın ilişki içinde olduğum bir işim olmadan önce)

Biriyle karşılaşırım;
O- A, N. canım nasılsın?
Ben- Aaah (*adı neydi bu kızın? adı neydi? neydiii? off, ya neydi adı?) Canım ya, iyiyim sen nasılsın?

Kızın adını bir türlü hatırlayamam ve götü toparlamak için canım deyiveririm.

Hadi ilki yine iyiydi, geçenlerde kardeşimle birlikteyken bi arkadaşla karşılaştık;

O - Merhaba N.ciğim nasılsın?
Ben- İyiyim (*siktir ya, allahım adı neydi, çok iyi tanıyorum kızı o kadar muhabbetimiz var, adı neydi?) canım sen nasılsın?
O- iyiyim ben de, arkadaşın mı?(kardeşimden söz ediyor)
Ben- Kardeşim, (tanıştırmaya kalkıyorum, deli cesaretiyle; halbuki hala hatırlayamadım kızın adını) bu benim H.; kardeşim bu da arkadaşım (..... yarım dk adını düşünüp kendimi rezil ederim) hani sarı bi kuşu var babası balkondayken böyle böyle yapıyodu ha işte bu o kız.

Resmen kızın adını unutup, kardeşime kuşlu kız diye tanıştırdım kendisini, hayır kuşlu arkadaşım de bari, kuşlu kız ne lan? Hayır sen hatırlayamayıp boka saran olayı canım diyerek toparladın tamam da neden tanıştırmaya kalkıyosun kardeşinle?

Çok insanla muhattap olmaya başladığımdan beri insanlara canım derken acayip suçluluk duyuyorum, kelimenin bende anlamı bambaşka çünkü ve o anlam kesinlikle onlarda yüklü değil.

Bu arada Hacercim seni kuşlu kız olarak tanıttığım çok çok özürlerimi sunuyorum.

Öperim.
N.

*İç sesimin söyledikleri

26 Nisan 2015 Pazar

Beklenti hakkında

Benim bir ritüelim vardır. "Az beklenti, çok mutluluk." Sonra daha da fazlası olarak, "Sıfır beklenti." (bu bile bir beklenti değil mi?)

Tecrübeyle sabitlenmiştir, böyle bir şey namümkün maalesef. Uzun yıllar bunu gerçekleştirebilmek için uğraştım; işin acı tarafı gerçekleştirebildiğime de inandım. Büyük beklentiler içindeyken bile, bi beklenti içinde değilim yalanını söyledim kendime; istem dışı.

Lan! Beklentisiz hayat mı olur? Beklentilerin olmasa nasıl bir işi yapmak için uğraşacak şevki bulacaksın kendinde?

Hay ya! Tamam halletçez. Biraz daha uzasın şu polyannacılıktan gerçekçiliğe geçiş de.

Hadin selametle.
Öperim.
N.


24 Nisan 2015 Cuma

Kırk yıllık kefalim böyle GÖT görmedim

Hadi biraz kefalim cidden, insanların söylediklerini doğru kabul ediyor, onlara inanmayı tercih ediyorum. Ulan tamam da salaklık dönemimi atlattığımı da düşünemiyor musun? Hayır ben hiç mi kimseden öğrenmeyeceğim, ulan onca tanıdıktan bi tanesi bile mi söylemeyecek gelip bana? Ha?

Allahın götü! Onca konuşup konuşup nasıl gelip bana canım cicim yapıyon lan? Suratına bakarken sana katlanamadığımı ifade edemiyor muyum? Zor tutuyorum kendimi. Ağzının ortasına geçirmemek için dişlerimi nasıl sıktığımı da mı farketmiyosun? Ulan bu kadar mı salak yerine koyuyorsun beni?

Hayır ne var lan benimle alıp veremediğin, ne abuk subuk konuşuyosun dicem; inkar edip edip o mu dedi bu mu dedi diceksin. Ben bunu yapar mıyım, sana hep yardım etmedim mi diceksin. Benden bekliyo musun diceksin, ay tutup bi de ağlarsın da sen; ben çok hassasım da bilmem neyim de deyip. Psikolojinin ne kadar bozuk olduğundan ailevi sorunlarından girer bir de güzel kıvırırsın. Masaya çık masaya!

Ulan varya o kadar alamıyorum ki hırsımı :@

Salak değilim, salağa yatıyorum.

Hadi selametle.

Dipnot: Zü, neye bu kadar tepki verdiğini anlamamıştım. Yazarken durumun benzerliğine ben bile şaşırdım. Özelden mesaj atarsan kim hakkında konuştuğumu yazcam. Bu GÖTle Alinin zerre kadar ilgisi bile yok hatta. 

22 Nisan 2015 Çarşamba

Göt


Ah! Siz hayatınızda böyle göt gördünüz mü?
Lüle saçları arasında saklı kurnaz aklı,
İlim, irfan; sorsan hepsi onda saklı. 

Haspam
Sadece her şeyde o haklı. 
Madem atacaksın, yalan yanlış 
Anlattığın insanlara bi bak
N. elbet bir gün duymuş olacak.

Arkadaş ayağı göt ayağı

Size zarar verecek insanlar uzağınızdan değildir. Sizi tanımayan etmeyen bi insanın sizinle ne alıp veremediği olabilir ki?

Böyle götleri iyi tanımanız lazım ve hayatınızdan uzaklaştırmalısınız onları, enerjinizi ve şevkinizi alırlar. Onlarla ilgili sinirlenip köpürerek geçireceğiniz vakitte daha iyi şeyler yapabilirsiniz.

Gereksiz kendini öven, bi sik yapmazken kendini yapıyormuş gibi gösteren, alttan alttan sizi aşağılar gibi konuşan insanları SİKTİR EDECEKSİNİZ hayatınızdan.

Haddini bil pezevnk herif.

Hadi selametle.
N.

20 Mart 2015 Cuma

Yalnızlığın keşfi - Paul Auster

Sebahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sı nasıl etkilediyse bu kitap da beni öyle etkiledi.

İki bölümden oluşuyor, "Görünmeyen bir adamın portresi" ve "Anı Kitabı"..

Auster; babasının ölümünden sonra, onunla yaşadıklarını, onun davranışlarından nasıl etkilendiğini müthiş bir dille anlatıyor. Benim çocuğum olursa onu nasıl yetiştiririm korkum zaten vardı, fakat bunu daha çok arttırdı.

" Beckett 'Alışkanlık öldürücü bir şeydir' der. Zihin somut belirtilere tepki göstermezse, duygusal belirtilerle karşı karşıya kalınca ne yapar?"

"Ölmüş bir adamın eşyalarıyla yüz yüze gelmekten daha korkunç bir şey olmayacağını öğrendim. Eşyalar cansız şeylerdir: Yalnızca kendilerinden yararlanılan yaşamdaki işlevleriyle anlam kazanırlar. O yaşam sona erince, aynı kalsalar bile, yine de değişirler. Hem vardırlar, hem yokturlar; Artık ait olmadıkları bir dünyada kalıp yaşamaya mahkum olan somut hayaletlerdir. Örneğin, artık gelip kapıyı açamayacak bir adamın yeniden kullanması için sessizce bekleyen bir dolap dolusu giysi için ne düşünülebilir ki?"

"Başka birinin yalnızlığına girmenin olanaksız olduğunu anlıyorum. Bir başka insanı az da olsa, tanıyabileceğimiz doğruysa, bu ancak o kişinin kendini tanıtmak istediği ölçüde gerçekleşebilir. Birisi: Ben üşüyorum, diyebilir. Ya da hiçbir şey söylemez, biz onun titrediğini görürüz. Her iki durumda da onun üşüdüğünü biliriz. Ama ya adam ne bir şey söylüyor, ne de titriyorsa?.."

'"Düşgücü etkinliğinin ilk izlerini mutlaka çocuklukta aramamız gerek. Çocuğun en çok severek ve kendini vererek yaptığı iş oyundur. Belki de her çocuğun oyun oynarken düşgücü güçlü bir yazar gibi davrandığını, kendine bir dünya yarattığını, ya da daha doğrusu, kendi dünyasındaki şeylerin yerini değiştirip onlara yeni bir düzen verdiğini söyleyebiliriz.. Onun bu dünyayı ciddiye almadığını düşünmek yanlış olur; yam tersine, oyunu çok ciddiye alır çocuk ve oynarken oldukça fazla kullanır duygularını." Freud

"Bu iki köpek benim ağabeylerimdir" demiş ikinci yaşlı adam. "Bu katır benim karımdır", demiş üçüncüsü. Bu başlangıç cümlelerinde tasarımın özü yatmaktadır. Çünkü bir şeye, gerçek dünyadaki gerçek bir nesneye, bir hayvana örneğin, bakıp da onun şuanda olduğundan başka birşey olduğunu söylemek ne anlama gelir? Her şeyin çifte yaşamı olduğu, hem dünyada, hem de zihnimizde bu yaşamlardan herhangi birini yok saymanın o şeyi iki yaşamda birden öldürmek olduğu anlamına gelir.'

Orhan Hoca'dan aldım okumak üzere ama en kısa zamanda edinip tekrar okumalıyım.

Belki tek bir cümlesi üzerine saatlerce düşünmeniz gereken bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum. Okuyunuz.

Sevgiyle kalın.N.




20 Şubat 2015 Cuma

2015 senden neler istiyorum bi göz at bebeğim :)

Ne mi istiyorum?

1- Huzurlu bir iş ve aile hayatı istiyorum.
2- Az ve samimi olan çekirdek çevremle bağlarımın kuvvetlenmesini istiyorum; onları daha iyi anlamayı ve onlar tarafından daha iyi anlaşılmayı istiyorum.
3- Paramı kesinlikle alarak en geç nisan sonuna kadar boşanmayı diliyorum hem de tüm kalbimle.
4- Mantığımı kalbimi ve ruhumu ele geçirecek aşkı istiyorum, ayakları yere basan ve tutkulu bir aşk.
5- Dişlerime hazirana kadar tel taktırmayı istiyorum.
6- Haziran'da Bükreş'e gitmeyi istiyorum.
7- Mayıs'ta yamaç paraşütü yapmak istiyorum.
8- Bu yıl 30 özel gün çekimi hedefi koyuyorum en az onu gerçekleştireceğim.
9- Sezon sonu bir adet Nikon D800 almış olmayı istiyorum.

Hadi sağlıcakla.
N.

23 Ocak 2015 Cuma

448. Kayıt - Stickman'den özendim :D

Allah belamı versin yaşadığımı hissediyorum ya. Evlenen aklımı sikiyim çok pardon ama.

Resmen neşemi, yaşama sevincimi, insanları sevebilme yetimi, yalnızlıktan aldığım hazzı, ağız dolusu attığım kahkahaları, bağıra bağıra söylediğim şarkıları, ruhumla hissettiğim sevişmeleri öldürmüş göt. Şimdi de ben onu öldürdüm :D

Evlilik öldü yaşasın hayat! :D
Öperim gözlerinizden.
N.

Dipnot: Stickman daha askerde misin sen ya? Dön artık.

1 Ocak 2015 Perşembe

Ölüm korkusu nedeniyle dine sarmak hakkında.

Bugün 60'ına merdiven dayamış zamanın delikanlılarından olan bi amcayı gördüm, bilin bakalım napıyordu. Tabi ki namaza yetişmek için camiye koşuyordu. Afalladım!

Biz ilköğretimde bütün duaları bilirken bu ve tayfaları kelimei sahadeti bile bilmezdi. Şuna karar verdim insan yaşlandıkça ölüm korkusu bürüyor ruhunu. E dürüst bir hayat geçirmediyse bok bok işler peşinde koştuysa da yusuf yusuf tabi.. Gelsin dualar, gelsin tövbeler.. Sonra vay efendim hristiyanlarda günah çıkarma var; e müslümanlarda da var kardeşim işte.

 Affet allahım onun için affet bunun için sen bağışlayansın affedensin vs vs. Hadi böyle bi sistem var diyelim, tamam canım ya sen şu yetimin hakkını bu şekilde yemiştin ama dur ben seni bağışlayayım mı desin?

Yaparken düşünün kardeşim yediğiniz bokları. Sistem sizin sandığınız gibiyse ve tanrı ihtimal verdiğiniz kadar bağışlayıcı değilse sıçtınız, haberiniz ola.

Yeni yıla da böyle bi konuyla başladım ama idare edin artık :)

Hadi öptüm.
N.

İyi seneler dilerim.

Lanet 2014 bitiyor sonunda.
Tabi ki batıl bir şey biliyorum ama ister istemez seviniyorum.

Garip bi bakışım var yıllara, takvimlerdeki günleri tek tek adımlıyor gibi hissediyorum kendimi; takvim bitince de hoop diğer yıla atlıyorum. O nedenle yılları süreklilik arz eden bir şeyi yaşıyormuş gibi değil de bitip yeniden başlayan bir şeymiş gibi yaşıyorum. Velhasıl kelam bu düşüncem 365 günü bir bütün olarak hissedip bittiğine de sevinmemi sağlıyor.

Yeni bir yıla adım attık, e hadi şerefe o zaman.
Öperim.
N.

15 Aralık 2014 Pazartesi

Teknolojide bok var, Evet.

Teknoloji çok fena.

Okul bitiminde arkadaşlarımıza bişeyler yazdırdığımız defterler vardı eskiden,
Sonra yıllıklar,
Sonra kendi kendimize tuttuğumuz günlükler vardı,
Sonra bloglar falan.

Artık blog falan okumuyo insanlar, instagram var. Twitter var. Daha o kadar çok şey var ki takip edemiyorum açıkçası ben. Ama şuna eminim, bu blog işini çocuğuma anlattığımda ne kadar ilkelmişsiniz anne diyecek.

Bok var bu kadar hızlı ilerliyo herşey.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Ted.

How I met Your Mother 'ı bitirdim belki bi ay önce falan. Resmen yıkım yaşadım.

Ted hayatının büyük bir bölümünü boşa yaşamış ve bize çocukların annesiyle tanışma hikayesini değil Ted'in Robin'le olan aşk hikayesini anlatmış. Kendime gelemedim günlerce. Hayatın bu kadar acımasız olması müthiş sarstı beni. Benim de farkına varmayıp boşa bi hayat yaşayabileceğim fikrini çıkaramadım aklımdan günlerce. Seçimlerimizi yanlış yapmanın bedelini hayatımızla ödüyoruz.

İyi de hangi seçimin bizim için doğru olan olduğunu nerden bileceğiz?
Doğru ne?
Bi de,
Ben hayatım boyunca neden gerçekleri hep reddettim?


Ne biliyor musunuz?
Kendi hayatını kendi kendine bok eden ütopik bi geri zekalıyım.


N.


                        

Sabırsızlık ve acelecilik hakkında

"Birçok konuda hep sabırsız oldum ve bunun acısını fena halde yaşıyorum.

-Tüm kararlarımın sonucu hızlıca gerçekleşsin isterim,
- Tüm yaptıklarımın meyvesini acilen alayım isterim,
- Bi konu varsa en çabuk şekilde halledilmeli ve sonuçlanmalı. Aksi halde arada kalıyorum, bir şey bitmiyor ama ben bitsin ve artık başka bir şeye başlayayım istiyorum.

Aralar bana göre değil, net olmalı her şey. Biten iş bitmiştir, üzerinde düşünmeye gerek yoktur artık başkasına başlana bilmelidir. Arada kesilmiş saçı da sevmem, ya uzun olmalı ya kısa. Arada kalmış insanları sevmem, ya çok iyi arkadaşımdır ya da hiçbir şeyim. " dedim hep hayatımın son bikaç ayına kadar. Fakat hayatımın içinde robitik varlıklar yok, herkes benim gibi insan. Hepsinin duyguları, düşünceleri var.

Hiçbir şey benim ütopik dünyamdaki gibi işlemiyor. Kabul etmemek için direnirken buluyorum kendimi hep, ama öğreniyorum.

Tüm kararlarım hızlıca sonuca ulaşmaz,
Yaptığım hiçbir şey anında meyve vermez,
Her konu hızlı şekilde halledilip sonuca ulaşmaya bilir,
Saçlarımı kestirirsem uzaması için o lanet arada kalmış saç durumunu yaşayacağım,
En iyi arkadaşım var evet iki üç kişi kadar ama gerisi her türlü hayatımda olmak zorunda ve kıçımı da yırtsam hepsini hayatımdan atamayacağım.

Netlik mi istiyosun Tatlım? "Her şey güzel olacak" bi masal.
Kötü şeyler de olacak ama hepsi bir süre sonra geçiyor.

Hadi şerefe.
N.

14 Ekim 2014 Salı

Su katılmamış salak görmediyseniz buyurun, burdayım :)

Geçtiğimiz cuma (10 Ekim 2014) mis gibi bir Candan Erçetin konseri vardı, sereserpe oturduk çimlere önümüzde biramız cipsimiz kulaklarımızda Candan ooh değmeyin keyfimize.

Zeki ben bi ara kuzenimle tuvalete gittim, giderken de telefonuma baktım; sevgili bir insan yazmış amaan biraz merak etsin sonra cevap veririm deyip telefonu çimlerde bıraktım. Döndük, buralardadır diye merak edip aramadım bi 40 dk kadar telefonu sonra bir de ne görelim. Cee eee! telefon yok!

Karakol faturasını bi de bi numarası falan varmış onu istiyor tabi, hayır ben de telefonumun faturasını hep yanımda taşırım ya o derece geri zekalıyım. Komiser de babacan bi adam çıktı benim gözlerin alkolden döndüğünü görüyor gülüyor falan :) Anlayacağınız haşırttı blekbord :)

İşin arka yüzü; Telefonu ayrıldığım adam(?) aldı o nedenle kullanmayı falan hiç istemiyordum, sürekli kendi kendime yakınıyordum istemiyorum bu telefonu falan diyordum (bana üç buçuk yıllık ilişkimizde aldığı tek şey buydu)  hatta benden iki hafta önce telefonunu kaybeden kuzenime (farkettiğiniz gibi su katılmamışlık sülaleden geliyor :D ) satmaya bile çalıştım :) yani çağırdım telefonun gidişini. Numarayı da değiştireceğim kısa zamanda. Bi ton masraf yaptım elimdeki tüm parayı yatırdım nerdeyse yeni telefona ama tamamen benim, gönül rahatlığıyla kullanabilirim onu; zordan alınmış alınmak istemeyerek alınmış ve yalancı, dolandırıcı bir insana ait değil en azından.

Hadi şerefe :)
Telefonlarınıza mukayyet olun, bi de; "Hayal etmeyi istikrarla sürdürdüğünüz her şey gerçekleşmeye mahkumdur" unutmayın ;)

N.

Size su katılmamış salak göstermeyi vaadetmiştim :) hemen gösteriyorum,

                                                     


Taa geçen yıl çekilmişti, kaybettim tüm fotoğraflarımı notlarımı zor bulunan müziklerimi derken swarmda bu fotoğrafı buldum ve harbiden sevindim :)













10 Ekim 2014 Cuma

Ted

 "İnsanlarla yollarınızın sonsuza dek ayrılmasının ne kadar kolay olduğunu fark ettiğiniz an şok olursunuz. İşte bu yüzden yanınızda olmasını istediğiniz birini bulduğunuzda bunun için bir şey yapmalısınız." Ted 

Otomatik Portakal - Anthony Burgess

"Şiddet, şiddeti doğurur." 


Gelmiş geçmiş en rahatsız edici filmlerin arasında sıralanır "A clockwork Orange" o yüzden izlemeye kesinlikle cesaret edemedim hiç.

Geçenlerde dr da dolaşırken kitabı buldum, okuyabilir miyim diye çok düşündüm; çünkü sonuç olarak o film kitaptan uyarlamaydı ve insan hayallerinde her şeyi daha rahatsız edici yapabiliyor. Alacağım, cesaretimi toplayınca okurum dedim. Bi kaç ay sonra yani geçen hafta okudum. Kısaca bahsedeyim,

Bir gencimiz mevcut, Alex; zaten kitabı da onun ağzından okuyorsunuz. Yaşamları şiddet üzerine kurulu olmasına rağmen yaptıklarını gayet normal görüyor. Başına onca şey gelmesine rağmen bakış açısının değişmemiş olması çok şaşırtıcı geliyor.

Müthiş bir dille yazılmış kitap, bi ara Alex'in argosu dilimde kalacak diye bile korkmuştum.

"Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum." diyor Bay Burgess.

Düşüncelerinize sağlık.
Sevgiler.
N.